Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Wednesday, October 31, 2012

14

"Benim geldiğim yerde hiç yağmur yağmazdı." Sürgün pelerinine sıkıca sarınırken başını gökyüzüne doğru kaldırıp boş gözlerle bakıyordu.

"Nasıl yani?" diye sordu Ron. 

"Bayağı. İlk yağmur damlası üzerime düştüğünde korktum hatta. Bana zarar gelecek sandım. Evet, suyumuz vardı ama geçtiğim topraklarda yağmur hiç görmedim. Gerçi... çoğunlukla kapalı alanlardaydım ben hep. Evler, madenler, mutfaklar, odalar..."

"Geldiğin yerde tam olarak ne yapıyordun ki?"

Sürgün sustu, kapşonunu iyice çekerek yüzünü sakladı. Ron kördü belki, ama bakışları yine de korkuyordu onu. Genç adamın görmeyen gri gözlerine alışamamıştı hala. O kadar aynıydılar ve aynı zamanda farklıydılar ki...

"Neyse, istemiyorsan cevap vermek zorunda değilsin." Ron omuz silkti, el yordamıyla fincanını bulup arkasına yaslandı. "Sadece konuşmaya çabalıyordum."

"İnanmam, kardeşim birileriyle muhabbet ediyor." Sheara aniden Ron'a arkadan sarılarak güldü. "Arkadaşın kim?"

"Sürgün... Geçen gün karşılaştığım kişi, bahsetmiştim."

"Ha evet. Merhaba, ben Sheara!" Gülümseyerek elini uzattı kadına. Yüz hatlarını seçemiyordu, eğilip yanaşmaya yeltendi ama Sürgün açıkça rahatsız olduğunu belirtmek için kapşununu ikisinin arasına çekeledi. Elini Sheara'ya uzattı.

"Sürgün. Tanıştığımıza memnun oldum."

"Ben de!" Sheara bir an kadının ses tınısının çok tanıdık olduğunu düşündü. Elini sıktığında ise... Serçe ve yüzün parmağının olmadıüını fark etti. Bir şaşkınlık sesi çıkarırken Sürgün aceleyle iyi günler dileyip gitti.

"Çok sağ ol Sheara." Ron homurdandı.

"Neden kaçtı ki? Ters bir şey de söylemedim?"

"Bilmiyorum. Neden sürekli hayatıma müdahele etmek zorundasın ki?" Ron sertçe fincanı masaya vurup içeriye yöneldi.

"Ama ben..." Sheara bir Sürgün'ün bir Ron'un arkasından ağzı açık bir şekilde baktı. "Ben... " Başını iki yana sallayıp iç çekti, ellerine cebine sokup yağmurun altında yürümeye başladı. Cebii karıştırırken eline bir kağıt parçası geldi. Çıkardı, açtı, baktı.

"Belki..." diye mırıldandı.

No comments: