Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Friday, March 23, 2012

6

"Sheara?"


Ron sabaha karşı uyandığında alışkanlıkla kız kardeşine seslendi. Ondan karşılık gelmediğinde duraksadı; sanki görüyormuşçasına gözlerini kırpıştırdı. Doğruldu, el yordamıyla yatakbaşını kavrayarak ayağa kalktı, duvara tutunarak Sheara'nın yatağını buldu. Yatak hiç bozulmamıştı. "Zev?" diye kurda seslendiğinde üzgün bir ses çıkardı kurt boğazından. Ron iç çekti. Daha önce Sheara hiç haber vermeden ortadan yok olmamıştı. İçinden bir ses geçen gece masalarında oturdukları adamın, Eldred'in bunda parmağı olduğunu söylüyordu.
--



İkiz aylar karşılıklı olarak ufuk çizgisine dokunuyordu. Arkalarında başlamış olan ince kızarıklık, ikiz güneşlerin yakın zamanda yükseleceğini gösteriyordu. Sheara soğuktan titreyerek pelerinine sarınmış, cam tepeye tırmanıyordu. Camda yürümeye alışkın değildi, her adımı dikkatli atması gerekiyordu, nitekim soğuk işini hiç kolaylaştırmıyordu. Sinirle burnundan soludu, ama merakı diğer tüm duyguları bastırıyordu.


"Gelmeyeceğini düşünmeye başlamıştım," Eldred tepede, camdan bir ağacın altında oturuyordu. Kırmızı ışık cam ağaçtan yansıyor, adamın siyah pelerinini kırmızıya buluyordu. Bir iki dakika manzarayı izledi Sheara; adamın seçimini takdir etti.


"Sen kimsin?" diye sordu sonra bir anda.


"Ne demek, 'Sen kimsin,'?" Eldred anlamamış bir ifadeyke genç kadına baktı. "Adım Eldred ve Sedef Leydi'nin yardımcısıyım?" 


"Hayır, gerçekte kimsin?"


"Ne demek istiyorsun?" dedi Eldred bıyık altından sırıtarak. Sheara sinirle iç çekti.


"Anlamamazlıktan gelmekte üstüne yok! Bak, ilk başta performans derken şarkılarımı kastettiğini sanmıştım, ama gerçekte ne demek istediğini algılamam bir iki saniyemi aldı. Cordis Kuralı'nı nerden biliyorsun?"


"Bilmemem mi gerekiyor?" Eldred sakince gülümsedi.


"Evet, bilmemen gerekiyor. Sadece Arcanum Ozanları'nın bildiği bir kural bu, ve sen bizim simgemizi taşıyorsun ne de seni daha önce toplantılarda gördüm! Söyle, nereden biliyorsun?"


"Şans?"


"Şans olamayacak kadar iyi bildiğinin farkındasın değil mi? Sadece ilk duyuşta çözebileceğin bir bulmaca, bir şifre değil bu çünkü. Her bir heceyi hiç atlamadan sayman gereken, özel bir sistem. Gerçekten, nereden biliyorsun?"


Eldred iç çekip elini alnına götürdü, sonra üzgün bir suratla Sheara'ya baktı. "Gerçekten, öğrendiğinde mutlu olacak mısın?"


Sheara bir an sessiz kaldı, ama sonra hafifçe kafasını salladı.


"Cordis Kuralı'nı ben yazdım."


Sheara gülmeye başladı, ve avucunun içiyle alnına vurdu. "Hala benime dalga geçiyorsun! Bunun imkanı olmadığının farkındasın değil mi? Yüzyıllardır süregelen bir gelenek bu.... Yani en azından bir kaç yüz yıl yaşında olmalısın!"


Eldred yüzünde hiçbir ifade olmadan Sheara'ya bakmaya devam etti. Sheara sustu, doğruldu, yüzü ciddileşti. "Sen ciddisin..." diyebildi sadece. Eldred başını salladı, sonra bir kahkaha atarak ciddi ortamı bozdu. "Evet, tamam bir kaç yüz yıl yaşında değilim, ama kuralı yazan bendim. Pek çok farklı zamanda pek çok farklı şeye tanık olmuşluğum var."


"Ne yani, zamanda yolculuk mu ediyorsun?"


"Hayır. Sadece hatırlıyorum." Eldred gözlerini ufuktan Sheara'ya çevirdi. Ufuktan yükselen güneş cam ağaca vuruyor, renkler genç kadının saçlarından yansıyordu. Genç kadın allak bullak bir surat ifadesiyle ona bakmaya devam ediyordu. "Bu kadar erken bir saatte sırf bunun için sıcak yatağımı terk ettiğime inanamıyorum," diye söylendi Sheara. "Ben gidiyorum."


Eldred şaşkın bir şekilde kadının arkasından baktı. "Ama merakın diğer her şeyden üstün geldi değil mi?"


Sheara duraksadı, adama döndü "Burada ne işin var?"


Eldred bir kahkaha patlattı "Burayı koruyorum."


"Ama neden?"


"Çünkü uzun bir zaman önce birine söz verdim."


Sheara boş bir ifade ile adama bakarken, adamın, başka hiçbir sorusuna cevap vermeyeceğini anladı.

No comments: