Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Tuesday, January 24, 2012

4

"Neler olduğunu öğrenebildin mi?"


Genç adam deri eldivenli elini ayaklarının dibinde yatmış güneşin keyfini çıkaran beyaz kurdun tüylerinde gezdiriyordu. Görmeyen beyaz gözleri etrafı taradı bir an alışkanlıkla.


"Evet, anlaşılan yeni bir ada keşfedilmiş."


Genç bir kadın cevap verdi kör genç adama, ve onun sesiyle birlikte kurt ayaklanıp kadına koşturdu, sevinçle pençelerini kadının bacaklarına dayadı. Adam homurdandı.


"Zev, gel buraya," dedi sinirli bir sesle.


"Ah, Ron, yapma," genç kadın kıkırdadı, Zev'in yanına çöküp tüylü gıdısını sevmeye başladı. "Beni çok seviyor işte, ne yaparsın?"


Ron bir şey demedi. İç çekerek ellerini kısa kesimli koyu kahve saçlarında gezdirdi. Güneş adamın saçlarında kızıl bir parıltı bırakıyordu ve genç kadına olan kan bağına yorulabilecek tek işaret buydu.


"Ne yapacağız Sheara?" diye sordu Ron. "Daha önce anlaştığımız gibi çölü aşıp yılanların hüküm sürdüğü o garip krallığa gidebiliriz hala."


"Hayır," dedi Sheara. "Oraya daha sonra da gidebiliriz. Bu yeni adanın hikayelerini anlatan ilk ozan olmak istiyorum." Kadın ayağa kalktı, uzun dalgalı kızıl saçları beline döküldü. Zümrüt yeşili gözlerinde kararlılık okunuyordu. "Diyorlar ki çift güneş ve çift ay, uzun camdan kulelerden yansıyormuş. Dalgalar kıyıya vurdukça cam toprakta bir tını yükseltiyormuş. Tüm Cam Şehir geceler boyu ninniler söylüyormuş yaşayanlarına." Duraksadı. "Duymak istemez miydin?"


"Kararları veren sensin," dedi Ron omuz silkerek.


Sheara sevinçle el çırptı. "O zaman hazırlan çok sevgili kardeşim Ron'Nayye. Cam Şehir'e bir sonraki gemi için biletlerimizi çoktan aldım bile."


Ron bir kahkaha patlattı. "Seni çok iyi tanıyorum."




Eşyalarını gemiye taşıdılar. Suların Kızı onları korusun diye Köpük Kraliçe koymuştu kaptan geminin adını, genelde insanlar komik buluyordu bunu. Sheara çoktan minik defterini almış, seyahatlerine dair notlar tutmaya başlamıştı. Kimi yerde düz yazı yazıyor, kimi yerde kıtalar dolusu uyak buluyordu kendince. O mırıldandıkça Ron buzukisini tıngırdatarak bir melodi oluşturmaya çalışıyordu. Çok geçmeden Sheara da arpının sarılı olduğu kumaşları çözerek ona katıldı ve yolculuklarının ilk gecesini böyle geçirdiler.


Yolculuklarının ikinci gecesinde yolcuların bir kısmı müziklerinin büyüsüne kapılıp onlara katıldı.


Üçüncü gece ve takip eden diğer geceler, her akşam yemeğinde güvertede sahne aldılar. Böylelikle yolculuğun parasını çoktan çıkarmışlardı bile.


***


"Kara göründü!"


Sabahın erken saatlerinde gözcünün sesi yankılandı gemide. Ron gözlerini araladı alışkanlıkla, yattığı yerden doğruldu. "Sheara?" diye seslendi ama Zev'in acıklı mızırdanmasından kız kardeşinin kamarada olmadığını anladı. Homurdanarak ayaklandı ve güverteye yollandı. "Sheara?"


Kızıl saçlı kadın ellerini güverte tırabzanlarına dayamış, gözlerinde şaşkınlık ve hayranlıkla Cam Şehir'e bakıyordu. Yeni doğan güneş tüm şehri kızıla boyuyor, gökyüzünün mavisi kızılın alevini söndürüyordu. Deniz sakindi belki ama hafif dalgalar kıyıya vurdukça şehrin şarkısı taa onlara kadar ulaşıyordu.


"Dinle," dedi Sheara kardeşini susturarak. "Dinle!"


İnce bir tınıydı bu. Camın üzerinde hareket eden suya karışan başka bir ses vardı. Hafif çıtırdamalar geldi sonra, camdan yapraklar ve meyveler birbirlerine çarpıp şıngırdadılar. Rüzgar uzun cam koridorlardan geçerek garip bir uğultu yarattı Şehir uyandı yavaşça, binek hayvanlarının toynakları cam yollara vurdukça sokaklar çınladı. Ve Ron'un beklediği şey oldu; Sheara bir anda  yelken ağına tutunup tırabzanlara tırmandı ve ciğerlerinin el verdiği kadar yüksek bir sesle şehrin şarkısına eşlik etmeye başladı.


O sabah Cam Şehrin sakinleri uyandığında, güne Sheara'nın sesiyle başladılar.



No comments: