Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Saturday, December 17, 2011

2



"Kara göründü!" diye çınladı denizcinin sesi gemide. Büyük bir keşif filosu, bir anda ortaya çıkan ve günlerdir gözlerini alan parıltının kaynağını bulmak için yola çıkmıştı. "Aman Tanrım!" diye devam etti adamın çığlıkları. Gördükleri karşısında duyduğu şaşkınlığı dile getirebilecek sözleri bulamıyordu. Bir kaç meraklı göz de yelken iplerine tırmanarak onun şaşkınlığına katıldılar.


Gördükleri camdan bir ada, camdan bir krallıktı.


İki güneş doğudan ve batıdan karşılıklı batarken gemiler camdan limana yanaştılar. Uzun elbiseler içinde, renkleri yansıtan bir kadın merakla onlara bakıyordu. "Hoş geldiniz," dedi oldukça sakin bir biçimde. "Size nasıl yardımcı olabilirim?"


Kaptan köşkünden kafasında uzun tüylü şapkası, pahalı kumaşlardan dikilmiş kaptan ceketi ve siyah deri botlarıyla bir adam çıktı. Denizciler bir anda susarak geri çekildiler adamın ortaya çıkmasıyla. Kaptan gülümseyerek kadını selamladı. "Bizler uzak diyarlardan geliyoruz Leydim," diye lafa başladı Kaptan. "Bir süre önce denizin üzerinde bir anda beliren parlaklığın kaynağını aramak için yola çıkmıştık. Zorlu bir yolculuktan sonra buraya ulaştık ve şimdi anlıyorum ki bu parıltının kaynağı çift güneş ve çift ayın ışığının camdan adanızdaki yansımasıymış."


Kadın bir elini dudaklarına götürerek şaşkınlıkla ağzını kapadı ve kaşlarını kaldırdı. "Ah," dedi korkmuş bir sesle. "Rahatsızlık vermedi umarım?"


Denizciler arasında hafif bir gülüşme oldu. Kaptan sağ elini kaldırıp onları susturdu. "Hayır, Leydim. Aksine burayı keşfetmiş olmaktan oldukça hoşnutuz. Eğer izin verirseniz ülkemize geri dönmeden önce bir kaç gün dinlenmek, gemilerin bakımını yapmak istiyoruz. Bu süre zarfında..."


"Sizi misafir etmeyi isterim," diye tamamladı cümleyi Sedef Leydi. "Sizden tek ricam bu geceyi gemilerinizde geçirmeniz."


Denizciler birbirlerine baktılar anlamamış bir ifadeyle ama Kaptan, kadını selamladı tekrardan. "Siz nasıl isterseniz..."


"Sedef Leydi," diyerek adamın selamına karşılık verdi Sedef Leydi. "İzninizle."


Denizciler ve Kaptan gece için hazırlık yaparken Renkleri Yansıtan Kadın saraya doğru yola çıktı.


Ertesi sabah denizcileri bir grup camdan insan selamladı. "Günaydınlar olsun size," dediler sepet sepet meyve bırakarak. Cam gibi parlıyordu meyveler, bir an yenilip yenilmeyeceğine şüphe duydu denizciler. "Sedef Leydi hazırlıkların tamamlandığını, artık şehre girebileceğinizi söylememizi istedi."


Denizciler teşekkür ettiler ve sepetleri gemilere taşıdılar. Kaptan ve keşif ekibi camdan limana adımlarını atarak şehre yürümeye başladılar camdan insanların eşliğinde.


Camdan şehir, boy boy camdan binaların olduğu, bahçelerinde cam gibi parlayan ağaçların ve bitkilerin yetiştiği, ütopik bir yerdi. İlk geldikleri gün aşırı sessiz olan ülke garip bir şekilde canlanmıştı şimdi. Camdan insanlar sokakta geziyorlar, evlere yerleşiyorlar, dükkanları açıyorlardı. Kaptan, diğer ülkelerden buraya yerleşmek için pek çok taliplinin çıkacağından emindi. Nedenleri ve Nasılları daha fazla kurcalamamaya ve tamamen anın ve ülkenin tadını çıkarmaya karar verdi.


Uzaklarda, camdan sarayın kalbinde bir fırın yanıyordu. Sedef Leydi bütün gece cam üflemekten yorgun düşmüş, çalışma masasının üzerinde uykuya dalıvermişti...

No comments: