Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Tuesday, February 08, 2011

Fısıldayanlar

Müzik; Battlestar Sonactica - Bear McCreary

"Beni anlayacak, sesimi duyacak kimseyi bulamıyorum..." diye mızırdandı yanındakine. "Çok yer dolaştım ama bir türlü bulamadım."

"Seni anlayacak kişileri biliyorum, beni takip et," dedi öbürü. Beraber çok uzaklara gittiler muhabbet ede ede.

Gittikleri yer yüksek bir binaydı. Gri, yağmurlu ve puslu havaya uyum sağlıyordu bina, eski, gri ve kasvetli haliyle. Duvarlarında şerit halinde kırmızı lekeler vardı. Pencereler tahtalarla örtülüydü, ancak bazı tahtalar o kadar kötü durumdaydı ki kırılıp dökülmüşlerdi. Altlarından, keski ve süslemeli pervazlar, pencerelerin üzerlerinde gargoyllar görünüyordu. Yukarı çıktılar. Çıktıkça fısıltılar arttı, garip bir biçimde, insan sesleri vardı İlki şaşırdı.

"Ama bu duyduğuım..."

"Evet," güldü öteki. "Düşündüklerin."

Garip biçimli kulemsi binanın en üstünde kat kat geniş pervazlar vardı. Pervazlar birbirlerine köşelerdeki minik geçitlerden bağlıydı ve aşağı doğru döne döne inen merdivenler binanın en altıyla ilişkisini sağlıyordu oranın. Sıra sıra cüppeli insanlar diziliydi merdivenlerden pervazlara doğru. En köşeye gelen insan başını kaldırıyor, gözlerinin akı görünüyor, hiç durmaksızın konuşmaya başlıyordu. Garipsedi ilk konuşan. Beraberce bir tanesinin yanına gittiler.

"Ama topukları...?"

"Kaderleri."

Cüppelilerin her birinin eteği kanla kıpkırmızı kesmişti, zira tüm cüppeliler birbirlerine topuklarından geçirilmiş iplerle bağlıydılar. Bundan hiç rahatsız gibi görünmüyorlardı ve hiç ses çıkarmadan istedikleri gibi hareket edebiliyorlardı topuklarındaki iplerle. Binanın üzerineki kırmızı izler, artık yıllarca yapılan bu.... ritüel sırasında akan kanların kurumasından oluşmuştu. İlki gözlerini kıstı acıyla.

"Bunun nasıl bir acı olduğunu tahmin edemiyorum," dedi ötekine.

"Hepsi bunu kabullenmiş durumda, dert etme. Bak, öteki başladı. Bu benim için."

Cüppeli kadın kısık sesiyle konuşuyor, konuşuyor, hiç durmaksızın ağzı laf yapıyordu. Hepsi o an beyninden geçen düşüncelerdi onun. Sonra lafı bittiğinde döndü, öte yana geçti.

"Ama bu nasıl olur?" İlkinin gözleri kadının ayaklarındaki kurumuş kan lekelerine takılmıştı. "Nasıl duyablilirler?"

"Burayı daha önce rüyanda gördün, değil mi?"

"Evet..."

"Kaç yaşından beri?"

"Beş."

"Kaç yıldır?"

"Beş."

"Beş yıldır onlarla iletişimin var demek ki. Bak, onlara Kuşları Fısıldayan denir ve birileri hep söylediklerini not eder. Çünkü bizim gördüklerimizi görürler. Kuşbakışı dünyayı görür görmeyen gözleri bizim gözlerimizden. Asla tatmadıkları özgürlüktür kanatlarımız. İşte, ne zaman fırsatım olursa gelir dinlerim onları, tıpkı gördüğün diğerleri gibi. Binlerce farklı hikaye anlatırlar, kimine göre deli saçması, kimine göre hayati değerli..."

Yavru kuzgun garipseyen gözlerle onu buralara getiren baykuşa baktı. "İnanması güç..." diye mırıldandı.

"Ama öyle, miniğim," diye cevapladı baykuş, eğlenerek. "Hadi, gidelim."

İki kuş kanatlarını gerip uzaklara doğru yol almaya başladılar. Fısıldayanlarda ise sıra bir başkasına gelmişti...

[Uyandığımda şarkı beynime işlemiş bir biçimde loop'a alınmış çalınıyodu. Dinlerken de aklıma bu geldi.]

4 comments:

mit said...

Vay! Sonu gayet şaşırtıcıydı :) Ellerine, zihnine sağlık.

Bir müzikten, bir resimden ya da başka bir şeyden ilham alarak yazmadım bugüne kadar. Beceremiyorum sanırım :)

Görüşmek üzere...

Lorean said...

Çalan şarkıya ayrı, senin hikayene ayrı hayran kaldım 0_o Hemen ediniyorum BSG soundtrack'ini.

Roselyn said...

Mit: istediğim etkiyi verebiliyorum o zaman, ne mutlu bana ^^ Bir anda aklıma geliverdi, beklediğimden iyi oldu <3 Teşekkür ederim!

Lorean: BSG'yi izlemediysen kesinlikle izle. Şarkıların adları bir miktar spoiler olabilir sonradan. Miniseries-1-2-3-4 şeklinde. Her birinin yeri ayrı ama 4. sezon ost en bombası bence.

,Bu hikayenin bir de ilüstrasyonunu planlamaktayın şu an ^^

Lorean said...

Güzel olduğuna eminim BSG'nin, ama dizi izlemek dışında yapmak istediğim, yapmam gereken başka o kadar çok şey var ki... Uff, keşke sonsuz vaktimiz olsa.