Yazının orjinali için yazıya tıklamanız yeterli. Aslı'nın Leviathan blogundaki yazıdır, sadece paylaşmak istedim.
Ufuk Günaydın isimli bir genç tarafından başı ezilerek öldürülen kediyi duymayan kalmamıştır. Videoyu ilk izlediğimde dayanamayıp ağlamama ve engel olamadığım bir beddua mırıldanmama neden olmuştur o zavallı kedinin ölümü.
İnternet üzerinde bu olayı eleştirenler birkaç gruba ayrıldı. Bazıları bu caninin içinde zerre merhamet olmadığını ve yarın bir gün rahatça insan öldürebileceğini söyleyip, onun kediye yaptığının aynısını "kısasa kısas" ona yapmanın kendilerine vereceği zevkten bahsettiler. Bazıları ise insancıl yaklaştılar, şiddetin şiddetle çözümlenemeyeceğini savundular. Bir grup ise "Alt tarafı bir kedi, küçücük çocukların tecavüze uğrayıp öldürüldüğü bir memlekette küçücük bir kedi için bu kadar gürültü yapmaya değer mi?" derken diğer bir grup "Hayvana hak tanınmayan bir ülkede insan hakkından söz edemeyiz" deyip anayasanın hayvan haklarını koruyacak şekilde değişmesi için imza toplamaya başladılar.
İki gündür, olaya dair yapılan bir yorumla her karşılaştığımda içim titriyor. İsterse önüne geleni tırmalayan, kudurmuş, yabani bir kedi olsun fark etmez. O, insanların dünyasında hayatta kalmaktan başka bir arzusu olmayan masum bir canlıydı. Üzerinde deneyler yapılan; sevişilecek kimse bulunmayınca ırzına geçilen; keyif için öldürülen; para için nesli tüketilen; çanta yapmak için derisi, kürk yapmak için kürkü yüzülen; uğur getirsin diye dişleri, "afrodizyakmış" dedikodusu yüzünden boynuzları sökülen; mahallede gürültü yapıyor diye önüne belediye tarafından et atılıp zehirlenen; otobanda üzerinden 100 km hızla geçilen ve son arzusu en azından cesedinin toprağa kavuşmasından başka bir şey olmayan tüm hayvanlar gibi, bu dünyayı paylaştığımız bir canlıydı. Kimileri "Sevimli bir hayvan olduğu için mi bu tepki?" diye sorguluyor ancak öldürülen bir sıçan da olabilirdi, "aman ne pis" diye üzerine basarak ezdiğimiz bir böcek de... Ne olursa olsun, her canlının bir yaşam hakkı olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu.
***
Ufuk Günaydın isimli bir genç tarafından başı ezilerek öldürülen kediyi duymayan kalmamıştır. Videoyu ilk izlediğimde dayanamayıp ağlamama ve engel olamadığım bir beddua mırıldanmama neden olmuştur o zavallı kedinin ölümü.
İnternet üzerinde bu olayı eleştirenler birkaç gruba ayrıldı. Bazıları bu caninin içinde zerre merhamet olmadığını ve yarın bir gün rahatça insan öldürebileceğini söyleyip, onun kediye yaptığının aynısını "kısasa kısas" ona yapmanın kendilerine vereceği zevkten bahsettiler. Bazıları ise insancıl yaklaştılar, şiddetin şiddetle çözümlenemeyeceğini savundular. Bir grup ise "Alt tarafı bir kedi, küçücük çocukların tecavüze uğrayıp öldürüldüğü bir memlekette küçücük bir kedi için bu kadar gürültü yapmaya değer mi?" derken diğer bir grup "Hayvana hak tanınmayan bir ülkede insan hakkından söz edemeyiz" deyip anayasanın hayvan haklarını koruyacak şekilde değişmesi için imza toplamaya başladılar.
İki gündür, olaya dair yapılan bir yorumla her karşılaştığımda içim titriyor. İsterse önüne geleni tırmalayan, kudurmuş, yabani bir kedi olsun fark etmez. O, insanların dünyasında hayatta kalmaktan başka bir arzusu olmayan masum bir canlıydı. Üzerinde deneyler yapılan; sevişilecek kimse bulunmayınca ırzına geçilen; keyif için öldürülen; para için nesli tüketilen; çanta yapmak için derisi, kürk yapmak için kürkü yüzülen; uğur getirsin diye dişleri, "afrodizyakmış" dedikodusu yüzünden boynuzları sökülen; mahallede gürültü yapıyor diye önüne belediye tarafından et atılıp zehirlenen; otobanda üzerinden 100 km hızla geçilen ve son arzusu en azından cesedinin toprağa kavuşmasından başka bir şey olmayan tüm hayvanlar gibi, bu dünyayı paylaştığımız bir canlıydı. Kimileri "Sevimli bir hayvan olduğu için mi bu tepki?" diye sorguluyor ancak öldürülen bir sıçan da olabilirdi, "aman ne pis" diye üzerine basarak ezdiğimiz bir böcek de... Ne olursa olsun, her canlının bir yaşam hakkı olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu.


0 comments:
Post a Comment