Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Wednesday, June 09, 2010

Yaz tatili de böyle bir şey işte =)

Nine Inch Nails - Closer [Niye demeyin çok güzel şarkı sözleri biyaz hardcore olsa da]

Yaz tatili yaz tatili yihu! Projeyi bırakıp tezimi güzel güzel hazırlayıp (hala hardcover teslim etmedi, Teyhan Hoca dövecek beni -.-) dönemimi 3 adet ders kaybıyla tamamladım. Hatta arada galiba Ekonomiden geçmişim!!! İnanılmaz hihiii 8D

Bir süredir beni tanıyanların bileceği üzere yaz tatili benim için Antalya'yı terk edip, İstanbul'a ablamın yanına 3 aylığına yerleşmem demektir. Genellikle doğum günüm olan 1 hazirandan bir kaç gün sonrasına bilet alır kaçardım. Ancak bu sene gerek elimdeki çizim projeleri, gerek Rouge-chan'ın burada oluşu, gerekse mali durumlar yüzünden İstanbul'a kaçamadım hemen. Zaten bildiğiniz üzere ablamın evi yanmıştı, şu an teyzemde, ben de gidersem teyzemde kalacağım ve ne bileyim. Meeh. İstanbul = Boş ev ve yalnızlıktaki huzur benim için. Akraba yanında 3 ay kalmak istemem. Onun yerine Antalya'da kendi düzenimde süper bilgisayarım ve çizim malzemelerimle kalırım daha iyi =)

Tatil başladığından beri Öküz gibi WoW oynuyorum. Onun hakkında ayrı bir post hazırlayacağım ilerleyen tarihlerde (ne kadar ilgilenirsiniz bilmiyorum ama xD). WoW dışında diğer oyunları da oynuyorum arada (bkz Pharaoh, Heroes, Prince of Persia -son çıkan ve sands of time-, Civ 4 falan). Dizi izliyorum film izliyorum! Sezon sezon bitirdim bir ton dizi, şu an yavaş yavaş indikte Sex and the City izliyorum. Çok geyik!!! Deli gibi referanslı eskizler yapıyorum (meraklısına: http://roselynsketches.blogspot.com ) dün hatta bi eskizimi renkli boyadım fena olmadı çok mutluyum! (bkz: nuub çizer, güzel bişi yapınca her yere yüklüyo 8D)

Siyah Beyaz Nadia
Renkli Nadia
Bu kızımız bizim Rouge-chan'la oynayacağımız Vampire the Requiem'de oynayacağımız Mekhet kızımız. Tasarımından hoşnutum, renkleri beğenmedim, muhtemelen üstünden geçeceğim bir kere daha. Yakın zamanda Prelude oynayacakmışız. Bu aralar Rouge ile çok vakit geçiriyoruz, paso bişiler yapıyoruz, hiçbişi yapmasak o hikaye yazıyor ben bir kenarda çizim yapıyorum [ödevlerimi yapiyim diye ters ters bakıyor bana 8D heuhuaha.]

Aşağıda da beraber gittiğimiz Duman konserinden bir kare var. Yeni telefonumla çektiğim ilk fotoğraflardan =^^= Farketmediyseniz, gözlüklü olan benim :P Ayrıca meraklısına; konser fena değildi ama her taraf içmesini bilmeyen ergenlerle doluydu, hepsinin ağzına çakasım geldi bi tane.

Başka Başka? Biraz Düş'den haberler vereyim size;

Yıkım serisini beğenen var beğenmeyen var, saygı duyarım. İnsanlar merak etti niye yazdın bunu diye? Depresif krizlerimin birinde ciddi anlamda sinirimi çıkarmaya ihtiyacım vardı ve CamaeL gibi hissediyordum ve tek tek bana fısıldadıklarını yazdım ben de. Şimdi o Düş Yıkık-Düş ya da Kırık-Düş gibi bir alternatif Undead evren olarak varolmaya devam etmekte. Hikayeyi yazdığım epilogda bol bol boşluk var, bilerek bıraktım oraları. Sizin yorumunuza bırakmak istedim ancak yine de tam açıklama istiyorsanız;

Vücudu iflas olan Kelebek'in ölmeyi isteme nedeni "Acıları son bulsun" diye değil, "Bu vücudu tamamen yokolduğunda tekrar doğup, Düş'e gidip, Kelebek'i uyarabilmek" için. Yani Finalde Kelebek'in kalabalık arasında gördüğü kadın o. Camy'nin bacağındaki iltihaplı izler seride Camy'nin "Her gün Bir çizik, böylece kristal kılıcı kullanabilecek kadar güçlendim!" lafına gönderme. O portaldan gelen 3 kişinin kimlikleri var ama açıklamayacağım. Epilogdaki kısır döngü biraz da "Düş paralel evrenleri inanç ile varolur" a vurgu. Ölen Kelebek yeni den doğarak, henüz bunların olmadığı bir evrenin varlığına inandığı için öyle bir evren var.

Orjinal, ilk düşündüğüm son ise şuydu; "Kelebek duvara saplandıktan sonra vakit geçer. Herşey tamamen yokolduktan sonra çok derin öksürüklerden sonra Kelebek gözlerini gemide açar ve boğazından bir Kelebek Balığı kusar yere. Anlamlandıramaz - Kelebek balığı zehirli bir balık-. Kelebek Düş'e girer, her şey normaldir, gözleri Camy'nin bacaklarına kayar ve yara izlerini görür. O gece Ağaç'ın kökleri Aster'e gider ve Üçüncü Kan'a dokunur. 'Uyarı için teşekkür ederim,' der 'Ancak bu uyarı ile birlikte asla varolmaması gereken bir evren daha yaratıldı.' Ve sonra çok uzakta Hain'i Yanmış Ağaç'ın tepesinde uzaklara bakarken görürüz." Yani gene bir kısır döngü, bir aksiyon falan.

Bir de, bu yazdığım Yıkım serisi sanırım Düş'ün uzunca bir süre son hikayesidir. Daha ilerisini yazmayabilirim ama geçmişi ve araları yazabilirim. Ama Düş'e bir ara vermeliyim, baydım biraz. Karakterler çok güçlü, sürekli bi biri dövüyor bir öteki, bayık oldu iyice, sıkıcı. Nadia'nın hikayesini yazacağım şu iki üç gün içerisinde beklemede kalın.

Bugün göz doktoruna gittim. Gözlerim ayvayı yemiş gibi gelmişti bana, okurken arada bir bulanıklaşıyordu, bir şeye bakarken ileri geri yapmam gerekiyordu netlik için. Muayeneden sonra doktorum güldü ve dedi ki "İyi de bu senin gözlük numaran?" Şaşırdım tabi. "Yoruluyordur gözlerin. Suni gözyaşı kullan." Gözlerimi yakmayacak bir damla verdi, kullanıcam onu. Çerçevemi değiştirmek istiyordum "Değiştirme." dedi. Önce damlayla çözebiliyor muyuz onu bir görecekmişiz. Sonra belki değiştirebilirmişim. Kalın bordo çerçeveli bir şey istiyordum halbuki :\ Püf!

Onun dışında bakalım ne kaldı yazmadığım? Bu kadar sanırım.

Ayrıca ek: Aslı ve Gökhan'a mutluluklar! Düğünde orada olamadım, bu cumartesi gelmeye çalışacağım ama ancak kısmet diyebiliyorum şu an :\ Öpüyorum ikinizi de. ^^

Sevgiler!

~ Rose

[bir de, blogda artık beyaz yazı, Trebuchet font ve şarkılar tepede bir layout kullandığım ilginizi çekti mi?]

4 comments:

Lorean said...

Help me
You make me perfect
Help me become somebody else

Bu şarkıyı (aslında The Downward Spiral'i) çok severim...

Yıkım serisi de benim şimdiye kadarki favori Düş serim.

Asli "TILSIM" Bingöl said...

Beyaz yazıyı şey sanıyordum ben, Düş'e ait olmayan yazılar. Yani Yıkım serisi de, senin bu "neler olup bitiyor" içeriğindeki yazılarını da ona yoruyordum.

Tebrik için teşekkürler ^_^ Cumartesi günü gelmeni sabırsızlıkla bekliyoruz ^_^

Roselyn said...

^^
Beğenmene sevindim çok.
Umarım Nadia'nın hikayesini de beğenirsin, Düş'den biraz uzaklaşmak iyi gelecek bana :3

Roselyn said...

@Aslı: Bilmiyorum şu aralar kırmızıya dönme niyetim yok. Belki senin dediğin temada sürdürebilirim, nasılsa Düş hikayesi yazmayı planlamıyorum bir süre.

:3