Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Tuesday, May 18, 2010

Yıkım Serisi Bölüm 4 – Umutsuzluk

Noc Arcana - Phantom Procession

“Neler… Oluyor?”

Noctua, ayı postundan yapılma tüniğine sarılmış, Düş Bahçesi’nin kapısında duruyordu. Attığı her adımda ayaklarına ya kartallar ve kuzgunlar ya da bülbüller ve papağanlar çarpıyordu. Hepsi ölüydü; tıpkı liderler gibi.

“Camy… Neler oluyor?” yaşlı adamın sesi titriyordu, gözleri dolmuştu.

Camy gülümseyip kılıcı çevirdi elinde. “Hm, sadece biraz temizlik, biraz iş ve nasıl desem… Tahtı ele geçiriyorum sanırım.”

“Bunun olmaması gerekirdi, Anne buna izin vermezdi!” Noctua Camy’nin arkasında yükselen muhteşem büyüklükteki ağaca baktı; neredeyse tamamen kurumuştu ağaç.

“Eh, savaşa burada başlasam belki, ama liderleri kılıçtan geçirdikçe onların gücü bana aktı, Anne’ye geri dönemeden ve zavallı Ağaç, ne kadar güçlü olursa olsun, kurudu… Geride bir tek sen ve ben kaldık Noctua.”

“Kelebek’i unutuyorsun.”

Camy sırıttı. “Kelebek? Karşımda hiçbir gücü yok onun artık. Kristal Kılıç ve diğer liderlerin güçleri sayesinde karşımda duramaz. Söylesene Noctua, neden beni zahmetten kurtarıp kendini öldürmüyorsun?”

“Kendimi öldürmek mi? Neden?”

“Beni zahmetten kurtarmak için, kendini kurtarmak için. Düşünsene, herkesi öldürdüm, sen, yıllardır savaşmayan şu koca göbekli tembel adam, karşımda bir şansın var mı sanıyorsun?”

Haklıydı. Merla’nın ölümü üzerinden çok uzun bir zaman geçmişti ve o günden beri kılıç almamıştı eline avlanmak hariç. Savaştan nefret etmeye başlamıştı karısından ayrı düştüğünden beri. Sahi, CamaeL’e karşı ne kadar bir şansı vardı ki?

“Bir de ölümü düşün. Benim elimden olan uzun ve can yakıcı olacak. Kristal Kılıç’ın bu Düş’dekilere neler yaptığını biliyorsun değil mi?” CamaeL eğilerek Kwahu’nun kemerindeki hançeri alıp Noctua’nın ayaklarının dibine attı. “Neden ikimize de bir iyilik yapı kendi hayatını sonlandırmıyorsun Noctua?”

“İntihar?”

“Tabi, sana en uygun ölüm o değil mi? Hızlı ve kesin. İşkence olmadan. Merla’ya daha çabuk kavuşmanı sağlar!”

Noctua’nın yüzündeki karanlık dağıldı bir an. Delirmiş olmalıydı; ciddi anlamda düşünüyordu bunu, aklına yakın geliyordu? Derin ve güçlü bir kahkaha attı, kahkahası Düş Bahçesi’nde yankılandı. CamaeL başını yana eğip merakla baktı adama.

“Ne oldu?”

“Gerçekten tam bir yılansın Camy.” Noctua iç çekti, eğilip yerden hançere baktı. Gözleri bir an hançerden Camy’ye, üzerindeki kana ve elindeki kılıca gitti. Kadın haklıydı; belki de en iyisi tamamen yok olmuş olan bu Düş’den göçüp, sonsuzlukta sevdiği kadınla birlikte olmaktı.

Gözlrinden iki damla yaş süzüldü yanaklarına yaşlı adamın. Hançer kınından çıktı, iki kolunu boydan boya yardı. Kan fışkırıp Ağaç’ın köklerini kızıla boyarken, baykuşlar düştü dallardan yere, Noctua’nın vücudu yavaşça soğuyup titrerken. CamaeL iç çekti.

Çok kolaydı bazı insanları manipüle etmek. Acıyla sırtına gitti eli ve iki büklüm oldu. Zorlukla nefes alıyordu. Kılıcına dayanıp ayağa kalktı ve odasına doğru yürüdü. Yarasını sardıktan sonra son düzenlemeleri yapacak, Kelebek’in gelişini bekleyecekti.

Güldü Noctua’nın aptallığına.

Eğer tembel yaşlı bunak savaşmayı denemiş olsaydı, Camy’yi öldürebilirdi…

3 comments:

Asli "TILSIM" Bingöl said...

Şimdiii...

Kelebek - Wrath
CamaeL - Envy
Noctua - Sloth
J - Lust
Bülbül - Gluttony
Kwahu - Pride
Morrigan - Greed

di mi?

Noctua'nın da savaşa üşenmesi, umutsuzluğa kapılması güzel olmuş.

Aranlui said...

peki chastity, temperance, charity, diligence, forgiveness, kindness ve humility de ortaya çıkacaklar mı? :D

Roselyn said...

Bi yıkım serisi olduğu için çıkmalarını hiç beklemiyorum =)

Ama muhtemelen her günaha bi tanesi düşerdi onlardan =) ehuhehehe.