Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Monday, May 03, 2010

Late Goodbye

Uzaklara bakan, hayallere dalmış bir Kelebek, kanatları sırtında toplanmış bir biçimde, iç denize bakıyor derin derin. Kamera etrafında dönüyor, sırtına doğru gelince hava kararıyor, kanatlar tişört baskısına dönüşüyor.

Kamera geriye doğru çekilirken baskının üstüne maşa ile kıvırcıklaştırılmış kızıl saçlar dökülüyor, elinde kırmızı şarap kadehi olan bir kız bu, heyecanla sağa dönüp gülerek bir şeyler söylüyor. Arkadaş ortamı ama ev burası. Güzel, kırık beyaz duvarlı bir ev. Perdeler krem rengi. Salon, koltuk takımlarının iskeleti ahşap, kumaşı ise renkli desenli, kesinlikle ortama uymuyor. Sigara dumanı havada asılı ama pencere açık, perdeler hafifçe sallanıyor. Hava ılık, mevsimlerden yaz. Dışarda dolunay var.

Arkada çalan şarkı Late goodbye. Max payne ost olan hani.

Sonrasında kıza arkadan sarılan uzun boylu bir arkadaş var, içeri giren pasta var.

Doğum günüymüş bu. Gariptir, kızın elinde sigara var, ama içmiyor. Belki kendisinin değildir. Pastayı görünce kopuyor, heyecanla ellerini dudaklarına bastırıp gülüyor, yerinde zıpzıp zıplıyor heyecanla.

İnsanlar sarhoş, kız sarhoş. Mum üfleyip pasta yiyorlar. Doğum günü ama hediye faslı yok. Şarkı devam ederken kızla uzun boylu arkadaş dans ediyorlar.

Sonra yavaşça gün ağarıyor.Bir an durup pencereden dışarı bakıyorlar.

Güzel bir doğum günü bu.

Kamera manzaradan yavaşça dönerek Kelebek'i gösteriyor, kızıl saçlı kadın sessizce yeni uyanan pazar yerinden geçiyor, odasına çıkıyor, yatağına atıyor kendini ve cibinliğini çekip uykuya dalıyor.

Ne farkı var ki bu günün diğer günlerden?

---------------------

Betimlemeleri çıkarsığımda, benim yazdığım bir hikayenin iskeleti budur. Tamamen saniyelik kemra açıları ve müziklerden ibaret eslında.

Hayır bugün doğum günüm değil, tam bir ay sonra doğum günüm.

Ne alaka peki bu yazı o zaman?

Bu yazının çıkış noktası, sırtında kanat baskılı tişörtüm, ev yapımı şarabım ve uzun boylu bir adam.

Bu kadar.

Sevgiler.

~ Rose

1 comment:

mit said...

Poets of the Fall'ın Late Goodbye şarkısını çok severim :) Diğer parçaları da güzeldir. "Carnival of Rust" ve "Roses" mesela... Alan Wake'in müziklerini de onlar hazırlıyormuş :)