Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Saturday, April 03, 2010

Işık

Gün ortasıydı. Havayı ince bir bulut tabakası kaplamıştı. Düş'e davetliler bir bir gelmekteydi ve Kelebek her gün yeni birini karşılıyor, Camy her gün daha fazla koşturarak hepsinin rahatıın yerinde olmasını sağlıyordu. Şölenden görkemli olmalıydı turnuva! Her şey yolunda gitmeliydi! ara sıra göz göze gelen Camy ve Kelebek, birbirlerinin gözlerinden akan stresi ve yorgunluğu okuyabiliyordu. Gülümsediler birbirlerine ve işlerine döndüler.

O günlük gelenleri karşıladıktan sonra dış surların yakınındaki çayırlarda yürüdü Kelebek bir süre. Yerden fışkıran parlak kırmızı çiçeklerden toparladı eteklerine ve temiz havayı ciğerlerine çekti. Toprak üzerinde biriken kötü enerjiyi alıyor, iyi enerjiyi ise damarlarına dolduruyordu. Hiç acele etmeden gezintisine devam etti kadın.

Çok geçmeden az ilerisine birisi indi; genç bir erkekti bu. Geniş, beyaz kanatları olan, başak sarısı saçlı ve hafif metal zırh giyen, daha yeni erkekliğe adım atmış biri.

"Leydim," dedi başıyla selam vererek. "Efendimiz bir süre sonra burada olacak."

Kelebek'in gözleri parladı mutlulukla. "Güzel, beklediğimi iletin kendisine."

Genç adam kanatlarını açıp gökyüzünde kaybolurken Kelebek ayakkabılarını ayağına geçirip iç surlara doğru yollandı.

İç surlara ulaşmasından sonra çok geçmemişti ki bir anda gök yüzündeki bulutlar aralandı, Düş'ün üzerinde bir ışık parladı. Kelebek aceleyle surların tepesine tırmanıp başını kaldırdı, gökyüzüne baktı.

Gökyüzünü kaplayan bir çift kanat vardı ışıklar saçan. Kelebek gözlerini kıstı aşağı doğru süzülen figüre bakarken; yüzü sevinçle aydınlanmıştı. Gözleri sonra gümüş rengi işlemeli parlak zırları seçebildi... Adam Kelebek'in önüne eğildi, hafifçe eğilip kadının elini tuttu, dudaklarına götürüp hafifçe öptü. "Sizi çok özledim leydim."

"Formaliteleri geç, aptal!" diye çıkıştı Kelebek adama doğru atılıp sıkı sıkı sarılarak. "Seni çok özledim. Bir daha bu kadar ayrı kalma benden!"

Adamın şen kahkahası çınladı kadının kulaklarından. "Merak etme, artık hep yanındayım sevgilim."

***

Kelebek rahatsızca uyandı uykusundan. Pencereye yanaştı, dışarı baktı; geceydi ve ertesi gün apaydınlık olacaktı hava. Yüzünü seçemediği adamı düşündü; garip, gerçekliği olan bir rüyaydı bu ama geçmiş değildi.

"Gelecek... belki de?" diye mırıldandı kendi kendine. "Adı neydi... Işık..." Gözlerini kırpıştırdı. Sonra omuzlarını silkip yatağına geri döndü.

~ Rose

Not: Geçen hafta bu rüyayı gördüm. Biraz detaylandırarak yazayım dedim. Bakalım bakalım . . .

No comments: