Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Saturday, February 20, 2010

Mektup

[ Angelo Badalamenti - Country Waltz
http://www.youtube.com/watch?v=1U2VxEAY3uA
]


"Bazen çabalamak yeterli olmuyor biliyorsun. Ama yine de çabalamayı sürdürebilmek gerekiyor. Ne olursa olsun adım atmaktan vazgeçmemek lazım. Ne olursa olsun yürümeye devam etmek, yürüyemiyorsak sürünmek lazım. Bazen ayaklarımızın götüremediği yerlere kanatlarımız taşır bizi, o uçurumdan atlamaktan korkmamak lazım."

Kelebek bir an duraksadı, kalemi kağıdın üzerinde oynamayı bıraktı. Uzun bir süre başını çevirip pencerden ufka baktı.Göl gün ışığı ile pırıl pırıl parlıyor, kıyılarda ise sazlıklar ve başka su bitkileri, hafif rüzgarla dalgalanıyordu. Gün ortasına geliyordu saat; şehir hareketlenmeye başlamıştı yavaştan. Pazardak, satıcıların sesini duyuyordu, at arabaları geçiyordu taş yollardan, nalların taşa vurarak çıkardığı o tok ses gümbürdüyordu sanki kulaklarında. Avluda Camy'nin günlük işleri kontrol edişini seçebiliyordu kulakları.

Gülümsedi.

"Korksak da korktuğumuzu göstermemek lazım. İlk adımı atmakta bitiyor her şey. İlk adımdan sonrası çorap söküğü gibi geliyor çünkü. Nasıl olduğunu bile anlamıyorsun.

O yüzden, sakın korkma. Sakın korkma o adımı atmaktan. Gerek sağlam zemin olsun adımını attığım yer, gerekse yere dokunmasın, hava olsun sadece. O adımı at.

Düşsen bile kanatlarını açabilirsin çünkü."
gözlerini kapattı, eli boynuna gitti, boynundaki büyük Ankh'ı kavradı gülümseyerek.

"En zor ve en çaresiz zamanlarında bile kendine güven. Senin ihtiyacın olan tek şey sensin çünkü. Hataları hep kendinde aramayı bırak; istediğini yap ama sonuçlarına katlanmaya da hazır ol. Ve bil ki, eğer bir şey olduysa daima bir nedeni vardır ve daima en iyisi olacağına yürekten inan.

Unutma ki, inanç en büyük gücümüzdür. Büyük harflerle kazı bunu aklına."

İç çekti, tüy kalemini mürekkep hokkasına daldırdı, ve yazmaya devam etti.

"İlerde bir gün, beni etrafında göremesen bile bil ki bu sadece fiziksel. Bil ki ben hep yanındayım, yanıbaşında. Seni daima koruyup kollayan ben. Hep orada olacağım."

Kızıl saçlı kadın gülümsedi, sigarasını kültablasında söndürüp elindeki tükenmez kalemi salladı bir kaç defa yazmasını sağlamak için.

"Ve, Rose, sakın unutma; kendini daima sev. Sen buna layıksın."

Kadın ellerini klavyeden çekmeden önce son bir cümle yazdı.

"Ben seni seviyorum."

Belgeyi kaydetti biri, öbürü kıvırıp zarfın içine koydu, ilki ise kırmızı mühür mumu ile ağzını bağlayıp mühür bastı. Sonra hepsinin eli tozlu kutudaki kemana gitti, pencerenin yanında durdular bir süre; biri yeni ağaran güne, biri gün batımına, sonuncusu ise öğlen güneşinin yarattığı tatlı pırıltılara baktı. Ve en sonunda yay, tellerle buluştu huzur verici bir melodide.

Çaldı Kelebek, belki saatlerce. Meydandaki kalabalık bile bir süre durup dinledi Kraliçenin yürekten çaldığı melodiyi. Kime çaldığını bir tek kendisi bilse de, yüreğinde hissettiği duyguyu hissettirebiliyordu notalar diğerlerine.

Çaldı, kızıl saçlı kadın. Mektup eline geçtiğinde ona güç vereceğini bildiği için, derin bir mutluluk ve azimle.

Çaldı. En sonunda belki de gerçekten yardım edebileceğinin farkına vardığı, belki de en sonunda gerçekten bir işe yaradığını hissettiği için.

Rüzgar o tatlı ezgiyi taşıdı uzak topraklara, en uzak diyarlara, yazılı cümleleri diğerlerine taşıdı her bir notayla. . .

~ Rose

Not: İlerde bir gün, umutsuzluğa düşersem diye bana mektup yazmak istemiş Kelebek. Bana güç versin diye. =)

[ Angelo Badalamenti - Country Waltz ]

No comments: