Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Sunday, December 13, 2009

"Şölen aylardır sürüyor." dedi Kelebek terastan kenti izlerken. "Kraliçe oluşumu bu kadar kutlamak yetmeli. Belki bir ay daha, ve sonra işler var yapılacak."

"Yeni yıl geliyor. " dedi Camy, elindeki not defterine aceleyle bir şeyler çiziktirirken. "Yeni yıl kutlamaları başlayacak. Duyduğuma göre değişik komşu ülkelerde kutlama planları var. Onlara katılabiliriz."

"Evet, gelecek davetiyeleri dikkatli incelemek gerek. Bir de, iç çember beni gördü, dış çemberi ziyaret etmek istiyorum. "

Düş yuvarlak bir adaydı ve 6 büyük kent dışında başka şehirler ve köylerden oluşuyordu. Bu diğer şehirler ve köyler çemberler halinde dizilmişti; İç Çember başkent Düş'e yakın olan köyleri kapsıyordu. Dış Çember ise diğer 5 kente daha yakın olan, kıyı taraflarındaki şehirlerdi.

"Görmek istiyorum. Böylece ilerde neler yapmam gerektiğini daha iyi anlayabilirim. Benden ne beklendiğini bilmeliyim."

"Tabiiki. Ziyaret edeceğin köylere geleceğine dair haber salınsın mı? Eğer bunu istersen önce bana bir liste vermen gerekli."

"Önümüzde bitirmemiz gereken bir şölen var öncelikle. Konukların bir kısmı zaten ayrıldı, bırak, geri kalanını mutlu edebildiğimiz kadar edelim. İlerleyen günlerde gezinin detaylarını konuşuruz. Kitap satıcısı geldi mi?"

"Evet, bekleme salonunda, kabul odasına alalım mı?"

"Evet lütfen. Sıcak çay ve atıştırmalıklar da. Bugünün büyük bir kısmını orada geçireceğim. Ayrıca duyduğuma göre iç çemberdeki köylerin birinden yetenekli bir gösteri grubu varmış Düş'e. Bu gece sahne alsınlar. İhtiyaçlarının karşılandığından emin ol."

"Elbette. On dakika içinde kabul odasını görüşmeye hazır hale getirtirim. Başka bir şey?"

"Teşekkür ederim." dedi Kelebek gülümseyerek.

Camy onun gülümsemesine aynı şekilde karşılık verdikten sonra odayı terk etti. Notlarına bakıp planını yaptı kafasından ve en az zamanda en çok yolu nasıl kat edeceğini hesaplayarak koridorları adımlamaya başladı.

"Hmmh." Kızıl saçlı kadın gülümseyerek gerindi ve görüşme için hazırlık yapmaya başladı; eğer satıcı doğru söylüyorduysa, arşivi bayağı genişti ve geniş bir arşiv tam ihtiyacı olan şeydi.

~ Rose

Rob Lane - Merlin OST

2 comments:

Sir Aenas said...

Şenlikleri uzaktan biri izliyordu. Kimsenin onu göremeyceği yerde bekleyek şenlik ateşine dalıp gitmişti. Hatta o sırada arkasında peydahlanan Şölen Sahibini farkedemeyecek kadar.

Gulp!

godflame said...

"Ah, şu teknoloji. Yolu yok okuyamıyorum bunları," diye söylenir. Kara ekrandan körelmiş gözlerini çekip tozlu rafların arasında ilerler. Gözleri loş ışığa alışınca uçsuz bucaksız arşivi iç çekerek süzer. Gacırdayarak çeker metal mediveni ve yukarılara doğru başlar tırmanmaya.

Yazılan çizilen her şeyin arşivlendiği o sararmış yapraklı, kalın ciltli kitapları arar. Yaşlı gözleri için daha kolaydır oradan okumak.