Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Friday, December 11, 2009

Queen

Gün doğumunda göl kenarında gezmek eğlenceliydi. Taze ve dokunulmamış kar her bir adımında ayaklarının altında ezilip çatırdıyor, etekleri ayak izlerini siliyordu. Etrafında odasında muhabbet ettiği evcil hayvanı gölgenin varlığını hissedebiliyordu.

"Etrafı ateşe verdim, Camy'ye iki tane çakıp sinirimi attım, bir de her yer kan oldu. Bütün bunları yaptığımda böyle nasıl desem. . . " devrilmiş bir kütüğün üzerine oturdu. "Bir anda etrafta parıl parıl bir aydınlık göreceğimi düşünmüştüm? Ya da ne bileyim, bir şeylerin değişmiş olmasını beklerdim en azından. Bir tek şu garip boşluk hissi var. Ne kadar fazla yer kaplıyormuş o gereksiz şeyler?"

"Muhtemelen öyledir leydim." Bir şişe belirdi ellerinde; ince uzundu ve içinde sarımsı turuncumsu bir sıvı taşıyordu. İnce uzun bir bardağa doldurup kadına uzattı. "Farkına varmak biraz zaman alabilir. Alışkanlıkları bırakmak zordur."

"Sanırım." Bardağı alıp yudumladı. "Hmmm. . . mimoza? Muhteşemsin." Portakal tadı damağına kazınırken hafifçe kütüğün üzerine uzandı. "Bir sonraki hareketim ne olmalı acaba?"

"Şölen hala devam ediyor, leydim." formsuz varlık şimdi gölgeden bir kedi halini almış, kadının yanına kıvrılmıştı. "Siz işlerinizle meşgulken konuklar eğlenmeye devam ediyordu, ve açıkçası şölen alanındaki yokluğunuz şüphe çekmeye başladı."

"Hmm bu gece orda olurum o zaman." gülümsedi. "Şu hediye gelen elbiseyi giyeyim diyorum. Aramızdaki yanlış anlaşılmanın çözülmesi üzerine Çağlayan'ın özene bözene paketlettiği hani."

"Ah, evet. Kelimeler hızlı yol alıyor değil mi leydim?"

"İleten dudaklar doğru iletse hiç bir sorun çıkmaz. Ama her zamanki gibi işin doğru yapılmasını istiyorsam kendim yapmak zorundayım değil mi?" iç çekti, bardağı dikip içkinin tadını çıkardı bir süre, göl manzarasını seyretti, eli gayri ihtiyarı kedi formlu yaratığın başını okşadı. "Eskiden yalnızlık ve sessizlikten korkardım. Ama artık seviyorum."

Bir süre manzaranın keyfini çıkardıktan sonra kaleye geri döndüler.

***

Şölen başladığında Kelebek, üzerinde hediye gelmiş olan elbisesi, en gösterişli takıları ve yeni silahıyla boy gösterdi şölen alanında. Bülbül onun isteğini kırmadı ve istediği şarkıyı söylemeye başladı. Kelebek ise bütün gece boyunca davetli beyefendilerle , Arleon'la, Kwahu, J ve Noctua ile dans etti. Kol kola girip döndüler, kadeh ve kupalarını tokuşturdular, zıpladılar, bağırarak, el çırparak şarkıya eşlik ettiler.

~ Rose

Blackmore's Night - Queen for A Day 1&2

A featherbed to rest my head
On roses would I lay
A full moon would glow every night
And summer would be every day
We'd dance and sing all afternoon
And rain would wash troubles away
Every wish would be granted for me
If I could be Queen for a Day

The finest horse the color of night
The likes you never did see
Silver stars and firelight
And candles would burn just for me
We'd dance and sing all afternoon
And rain would wash troubles away
Every wish would be granted for me
If I could be Queen for a Day...

Ahh, oh but to be the golden one

Ahh, just for one moment in the sun...

And when the night grew cold and dark
And worries ran too deep
Angels would surround my bed
And carry me off to sleep
We'd dance and sing all afternoon
And rain would wash troubles away
Every wish would be granted for me
If I could be Queen for a Day...

Every wish would be granted for me
If I could be Queen for a Day...
I could be Queen for a Day...
I could be Queen for a Day...


queen for a day part 1: http://www.youtube.com/watch?v=MkzFas0WZ2o
queen for a day part 2: http://www.youtube.com/watch?v=mt9GmdJNCNM


1 comment:

Sir Aenas said...

Gün gelecek kelebek de yalnızlıktan soğuyacak. Peki o zaman kimi kesecek, neyi ateşe verecek?