Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Friday, December 11, 2009

Elveda Sammy . . .

Camy bir gürültüyle yataktan zıpladı; kapısı güçlü bir darbeyle kırılmış, Kelebek, elinde daha önce görmediği baltaya benzer bir silahla içeri giriyordu.

"N-neler oluyor?!" diye sordu aceleyle yataktan çıkıp üzerine düzgün bir şeyler geçirirken.

Kelebek cevap vermeden masaların çekmecelerini çıkarıp yere boşaltmaya başladı. Kütüphanedeki kitaplara tek tek bakıp sağa sola fırlatıyor, mücevher kutusunun içindeki eski takıları ise ayırdığı diğer şeylerin üzerine atıyordu.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!" diye bir çığlık koyverdi Camy, yerden eşyalarını toplamak için ileri atıldı ama Kelebek ani bir hareketle baltayı savurup önünü kesti.

"Karışma."

"Bunlar benim eşyalarım! benim iznim olmadan dokunamazsın onlara!"

Kelebek yorgunca iç çekti. "Bak bakalım hangi eşyalar." diye sordu sadece.

Bir tutan kızıl saç, bir kaç zincir, kolyeler, Sammy'den kalan giysiler, beraber yazdıkları mektuplar, günlüğü. . . "Sammy hakkındaki her şey? Seninle ne alakası var onun?"

"Hepsini yokediyorum." dedi Kelebek ve yerdeki eşyaları metal bir kovaya doldurdu.

"Hayır etmiyorsun, onlar benim eşyalarım!" Kelebek'in baltasına karşılık artık Camy de asasını çıkarıp sertçe ona doğrultmuştu.

"Evet, birbiriyle uyumlu silahlarımız, birbiriyle uyumlu kıyafetlerimiz, bir biriyle uyumlu saçlarımız vardı o zamanlar. O zamanlar AYNI BEDENDEYDİK!" diye haykırdı Kelebek baltayı savururken. "Sana dokunduğunda BANA DA DOKUNDU!" Camy zor da olsa onun saldırılarını savuşturuyordu ama, bu yeni silah gerçekten güçlüydü. . . Verdiği kan, bunun için miydi yoksa?! "Seni terk ettiğinde BENİ DE TERK ETTİ!" Asanın üzerinde çizikler bırakmaya başlamıştı balta ve Camy, korkuyordu. Hem Kelebek'in gücünden, hem de onun söylediklerinin doğru olduğunu bildiği için; korkuyordu. "Ve sen bunlara tutunmaya devam ettikçe, ben asla özgür OLAMAYACAĞIM!"

"Yeter!" diye bağırdı Camy. "Al. . . ne istiyorsan al ve git." Kelebek, güçlüydü. Karşı çıkabileceğinden daha güçlü.

Kelebek durdu, yüzünde tatminkar bir gülümsemeyle ayırdığı eşyaları alıp dağılmış olan odayı terk etti. Camy korkuyla yatağına sinerken o terasta eşyaları büyük bir zevkle yakmakla meşguldü.

"Bu da gitti." dedi kadın kendi kendine, alevlere bakarken. Gülümsedi.

~ Rose

Nox Arcana'nın bilumum enstrümental şarkısı.

Yazar'ın notu ve kısa bir açıklama: CamaeL'in hikayesi ilk yazılırken, daha Düş ve Aesten konseptleri doğmamışken, Kelebek ve Camy aynı bedeni paylaşıyorlardı. Bunu Düş'e uyarladığımda, Ağaç'ın Kelebek'i Camy'nin bir parçası olarak yarattığını, bu yüzden 6 Lider Savaşı sırasında Kelebek'in Camy yanında savaştığını, o yüzden ona o kadar bağlı ve bağımlı olduğunu yazmak mantıklı geldi. Ancak, Kelebek şu anda kendi benliğine sahip, ve gerçekten çok ama çok sinirli =)

2 comments:

Sir Aenas said...

Camy must fight back!

godflame said...

ilginç...

*gençlerin hızına yetişemediği fark edip kafasını kaşır duraksayarak... ardından iç çeker ve boşalmış çay fincanıyla bakışarak uzaklaşır*