Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Monday, November 02, 2009

Yalnız.


2 gecedir 4 direkli yatağımın perdeleri çekik dönüp duruyorum. Kitap okuyorum, yazı yazıyorum. Arada kaçamak da olsa bir kaç sigara tüttürdüm. Biliyorum hissetti ve kızdı bana. Ama başka türlü zaman geçmiyor.

Uyuyamıyorum.

Şehrin günlük işlerini hala Camy yapıyor. Dediğim gibi, kontrol bende ama onun bana davrandığı gibi davranmayacağım ona. Affettim çok önceden onu. Bunu, sadece beni anlasın diye yapıyorum ki umudum çok az.

Yatak çok rahat. Yatak çok rahatsız. Çok soğuk. Çok sıcak. Hiçbir şey kararında değil. Ya açlıktan ölüyorum ya da günlerce acıkmıyorum. Zayıflamışım, öyle diyor yemeğimi getiren kız. Elbiselerim yeni yıkandı ama hiçbiri güzel görünmüyor gözlerime. Saçlarım bakımsız, her gün taradığım halde. Alkol almıyorum ama her gün sarhoşum. Yorgunum ama uyuyamıyorum.

Uyuyorum ama enerji doluyum.

Odamdan çıkmıyorum. Okuyorum. Yatıyorum. Düşünüyorum.

Yüzyıllardan beridir ilk defa, o sarışından sonra ilk defa, kalbimi söküp gittikten sonra ilk defa. . . Hayal kuruyorum.

Yalnız uyuyamıyorum.

Uyuyamıyorum.

Yalnız. . .uyuyamıyorum.

Damarlarımdan başka bir şey akıyor artık sanki, bir zehir bu, bir uyuşturucu. Bilmiyorum nedir bu. Nasıl bir özlem, nasıl bir istektir aklım almıyor. Hayır, buna alışkın değilim.

O sevgi budalası Camy'nin ağlak hallerinden biri değil bu, ya da benim cinnet geçirdiğim.

Bilmiyorum neyim var.

Sahi, bugün günlerden ne?

No comments: