Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Tuesday, November 17, 2009

Şölen Davetiyeleri'nin Yollanışı

Yanağına değen nemli bir şeyin hissiyle gözlerini araladı Kelebek; Ağaç'ın dallarından biriydi bu. Üzerine sarılı olan dalları farke tti o an ve gülümsedi. Etrafına baktığında ise nedenini anladı; yer bir kaç santim karla kaplanmıştı.

"Demek kış buraya da geldi hm? Halbuki baharın ne kadar da ölümsüz görünüyordu. Belki de kapıyı hiç açmamalıydım, ne dersin?" dedi Kelebek gülerek, Ağaç ise rüzgarla beraber yapraklarından derin bir hışırtı çıkararak karşılık verdi.

"Liderleri toplamanın ve senin için gecikmiş bile olsa bir şölen vermenin vakti geldi artık." Kelebek ayaklandı, köklere tutunarak kapıya tırmandı, son bir kez mucizevi ağaca baktıktan sonra taş kapılara dokundu birer kez. O koridorda ilerlerken kapı yavaş yavaş kapandı.

Çok geçmeden Kelebek çalışma masasına oturdu ve pek çok davetiye yazdı. Hepsinde aşağı yukarı aynı şey yazıyordu, zira zaten toplamda Camy dahil 6 lider vardı, bu da davet edilecek 5 lider daha olduğunu gösteriyordu. Sonra gülümsedi; davet etmesi gereken bir kaç kişi daha vardı.

"Leviathan'a ; Çağlayan ve Tılsım'a.
Kış'ın hükmettiği topraklara; Sifaus ve S'arrus'a.
Ve tüm diğer komşu ülkelerin hükümdarlarına.

Onlarca yıl sürmüş olan Sonsuz Karanlık'ı uğurlayıp Sonsuz Kış'a girdiğimiz şu günlerde, kalbine kadar kış girebilmiş olan Düş'de ağırlamak istiyoruz sizi. Düş'ün yaratıcısı Ağaç'ın kutsamasını alacağımız ve benim, Kan Cadısı Kelebek'in Düş üzerindeki hükümdarlığımın resmi olarak ilan edeceği şölene davet ediyorum sizi. Kış boyu sürecek olan bu şölene Düş'ün diğer liderlerinin de katılacağını belirtmekte yarar görüyor ve sizi de aramızda görmek istemekte ısrar ediyorum. Çünkü çok seyrek yapılan bu kutsama töreninde bulunmak isteyeceğinize eminim.

Cevabınızı en yakın zamanda duymak üzere.

- Kan Cadısı Kelebek. "

Her biri özenle sarılmış parşömenler, işlemeli gümüş tüplere kondu, en güzel kurdelelere sarılıp kış çiçekleriyle süslendi ve en sonunda Kelebek hepsini bir bir mühürledi.

Ertesi sabah tüplerin verildiği haberciler bir bir Düş'den havalanırken havada uçuşan tüyler yağan karı anımsatıyordu ona ve kanatların sesleri ise evde hissettiriyordu onu.

Evet, davetiyeler de yollandığına göre, artık hazırlık zamanıydı. Kale şölene göre dekore edilmeli, yemek siparişleri verilmeli, en büyük vesüslü mumlar yapılmalı, en pahalı içkiler getirtilmeliydi, değil mi?

Hem belki. . . kendisi ve Camy için yeni birer elbise diktirmek fena bir fikir olmayabilirdi.

...

~ Rose

No comments: