Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Saturday, November 28, 2009

Düş'ün Liderleri VI : Meleklerden CamaeL

Tüm liderler Düş'de toplanmıştı artık. Kalenin etrafındaki ormanda türlü türlü kuş cıvıltıları yükseliyordu gündüz ve gece fark etmeksizin. Kelebek büyük bir keyifle avludaki curcunayı izliyordu kuş seslerini dinlerken ve yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

"Kelebek?" diye seslendi CameL kapıyı tıklattıktan sonra. "Terzi bizi bekliyor."

Kelebek pelerinine sarınıp Camy'yi takip etti ve beraber Terzinin onları beklediği odaya doğru geçtiler.

CamaeL, meleklerden geliyordu ve baş meleklerden birinin adını almıştı. 6 tane büyük beyaz kanadı vardı hafif bir mavilikle parlayan. Cennet'in altın ordularının Gümüş Komutanı olarak geçerdi kimi kitaplarda adı. Sevgi dolu, merhametli ve adil olmasıyla bilinirdi. Zaman zaman adalet duygusunu gölgeleyen tek bir şey vardı; kıskançlığı.

Büyük Liderler Savaşı sırasında Ağaç, onun yönettiği kente, bir çiçek bahçesinin içinde Kelebek'i sunmuştu. 7.lider olabilecek bu kızın asla ölememe özelliğine duyduğu kıskançlık, ona bazı şeyleri çarpık anlatmasına yol açmıştı. Kelebek zaman içerisinde CamaeL'e bağlanmış, onun koruyucusu kesilmiş ve dengeyi onun yönünde bozmuştu. Ancak bununla yetinmeyen ve Kelebek'in gücünden korkan CamaeL onu zicire vurmuş, içindeki kıskançlığı söndüremediği için de ona çeşitli işkenceler etmişti.

S'arrus'un ortaya çıkmasıyla dengelerin tekrar değiştiğini fark eden CamaeL, harekete geçmek için geç kalmıştı. Kelebek'in gözleri açılmış, zincirleri kırılmıştı. Adalet için gelmişti ve Camy'nin elinden bir tek bunu uygulamasına izin vermek geliyordu. Nitekim, içinde bir yerde yaptığı seçimler yüzünden hep acı çekiyordu ve şimdi cezasını çekerek vicdanını bir nebze olsun rahatlatabiliyordu.

CamaeL ve şimdi Kelebek, Düş'ün başkenti olan ve tam merkezdeki kent Düş'ün lideriydi. Düş'e hayat veren o ulu ağaç burada köklenmişti. Geçimini gelen vergilerle sağlıyordu bu kent ve Düş'deki şehirler arası ticareti elinde tutuyordu. Düzenli olarak büyük pazarlar kurulurdu burada, bilgi ve eğitim hep buradaydı. Festivaller hep Düş'de yapılırdı. Aynı zamanda ne kadar felaket olurduysa hep burada olmuştu diğer şehirleri es geçip. Diğer kentler nasıl Düş'ün devamlılığı için üretim yapıyorduysa, Düş'de onları korumakla yükümlüydü sanki.

CamaeL kızıl kumral saçlı görünüyordu fakat doğal saç rengi sarımsı kumraldı. Yıllar önce Kelebek ilk geldiğinde saçlarının rengini değiştirmiş, bir daha da doğal rengine dönmemişti. Gümüş zırhlar giyer, zırh giymediği zamanlarda ise uzun elbiseleri tercih ederdi. Bir zamanlar saf sevgi ve ışık ile parlayan yüzü, artık zamanla yaptığı şeyler yüzünden çarpılmıştı. Sessizdi artık ve cezasının bitmesini büyük bir umursamazlıkla bekliyordu.

Terzi büyük bir sevgiyle karşıladı iki kadını ve hemen buyur etti. Önce Kelebek, kendisi için özel dikilmiş bordo ve biraz dekolteli elbiseyi denedi üzerinde. Memnuniyetle kafasını salladı, onayladı. Gelen hediyelerle birlikte uyumlu olacaktı giydiği. Özellikle Noctua'nın onun için dövdüğü bileklikleri çıkarmamıştı hala.

Ve sonra Camy giydi beyaz-mavi elbisesini. Bir an yüzü tıpkı eskiden olduğu gibi saf bir sevgiyle parladı. "Nasıl oldum?"

"Çok güzel görünüyorsun." dedi Kelebek gülümseyerek.

Camy, kızıl saçlı kadına sıkıca sarıldı.

~ Rose

Egil Saga - Faun

No comments: