Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Friday, November 27, 2009

Düş'ün Liderleri V: Kartallardan Kwahu

(Not: Hopi kızılderililerinin konuştuğu dilde Kwahu Kartal demekmiş.)
----------

Bülbül'ün Düş'e varışından sonra çok geçmemişti ki, bir gün batımında son liderin varlığını hissetti Kelebek. Çalışma masasından kalkarak merakla terasa çıkıp etrafa baktı ama kimseyi göremedi. Sadece batıda çok güzel bir gün batımı vardı gökyüzünü kırmızıya boyayan, bir süre gözlerini oraya dikmiş bir biçimde manzaraya izledi. Çok geçmeden kırmızılığı delen bir karaltı fark etti. Yükseklerden uçan geniş kanatlı bir kuş, batıdan Düş'e doğru uçuyordu. Yüzüne bir gülümseme gelen Kelebek büyük bir heyecenla odasından çıktı ve hazırlıkların yapılması için emirler yağdırdı.

Çok geçmeden batıdan Düş'e doğru uçan kuş surlara vardı ve avluya kondu. Kanatları büyüyüp etrafını sardı, bir insan boyutunu aldığında ise sırtında toplandı. Uzun boylu, 20-25 yaşlarında bir genç adamdı bu. Yanık tenli, uzun koyu renk saçlı, hayvan postundan yapılma kıyafetler giyen, belindeki kemerden pek çok deri kese sarkan, vücudu dövmelerle sarılı biri. Yüzünde ciddi bir ifade vardı. Diğer liderlere zıtlık oluşturacak şekilde yalnız gelmişti ve neredeyse hiç bir başka eşyası yoktu sırtındaki ufak çanta haricinde.

"Selam olsun sana, Ulu Kelebek." dedi adam, hafifçe eğilip selam verirken, ellerini göğsünde kavuşturmuştu.

Kelebek de onun selamını tekrarladı. "Sana da selamlar, Ulu Kwahu."

Kartallardan gelen Kwahu, ya da daha çok kullandığı ismiyle Yalnız Kartal, Düş'ün Batı-Kenti'nin lideriydi. Düş'ün batısında yer yer ormanlar olsa da, çoğunlukla gün batımı gibi kızıl çorak topraklar uzanırdı. Batı-Kenti de bu çorak topraklara dağılmış bir kentti. Çoğunlukla bir çember etrafında göçebe yaşardı oranın halkı, mevsimler değişip de zorlukla başladığında bir başka yere geçerlerdi. Böylece bir süre kullandıkları yerdeki kaynaklar yenilenir, inandıkları denge bozulmamış olurdu. Düş'ün en duru-görü'ye sahip şamanları buradan çıkardı. Deri işlemeciliğinde ustaydı burada yaşayanlar. Çoğunlukla çok az konuşur, konuştuklarında ise az kelimeyle çok şey ifade etmeye çalışırlardı. Anlamak için dinlemek gerektiğini savunurlardı.

Kelebek, Kwahu kendini evinde hissetsin diye iç avlunun bir kenarında büyük bir ateş yaktırmış, deriden yapılma tentelerle Batı-Kenti gibi bir hava yaratılmaya çalışılmıştı. En azından şölen boyunca kullanılabilecek güzel bir yer elde etmişlerdi. Nitekim Kwahu bu ufak yeri gördüğünde yüzündeki ciddi ifade kırıldı ve bir gülümseme yerleşti yüzüne.

"Zahmetiniz için teşekkür ederim." dedi, Kelebek'in ona gösterdiği yere oturarak.

"Eğer sizi mutlu edebildiysem, ne mutlu bana." diye cevap verdi Kelebek, adamın soluna oturarak.

Diğer liderler Yalnız Kartal'ın huyunu bildiklerinden ve soğukta dışarda oturmak istemediklerinden yemek salonunda vakit geçirmekteydiler. O akşam Kelebek ve Kwahu beraber yemek yiyecekler gibi görünüyordu. En azından karşılama umduğu gibi gitmişti Kelebek'in ve içi ferahlamıştı.

Özenle hazırlanmış yemekleri sessizce yediler. Kelebek çabucak Kwahu'ya ayak uydurmuş, sadece vücut diliyle bir şeyleri anlatabilmeye başlamıştı. Dinlediğinde gerçekten duyabiliyor, en ufak işaretin anlamını daha rahat kavrayabiliyordu. Hiç konuşmamalarına rağmen Kwahu'nun uzun ama rahat bir yolculuk geçirdiğini, bu mevsim avın iyi geçtiğini ve sürülerin iyi yavruladığını, en kaliteli derileri elde ettiklerini anlamıştı. Ama öyle bir an geldi ki, Kwahu konuşmak zorunda kaldı.

"Duru-görücülerimiz Düş'ün geneli için iyi şeyler görse de, büyük değişimler haber ettiler." dedi. Bir eli deri keselerden birine gitti, sessizce bir toz aldı avuçlarına ve ateşe attı. Tatlı bir koku yayıldı etrafa, ateşin rengi maviye döndü. "Fakat sadece sizin için bir görü yok Kelebek. Sadece düz bir karanlık var anlam veremediğimiz. Bilinmezlik."

Kelebek kaşlarını çattı. "Bunu neye yormalıyım?"

"Korkun olmasın." dedi adam, kadının gözlerinin içine bakarak. Bir daha da konuşmadı. Deri kese içindeki bitki tozlarını gösterdi ve iki eliyle tutarak Kelebek'e sundu. Kelebek elindekini incelerken de kadının omuzlarına sıcacık siyah bir kürk bıraktı.

"Siyah giymediğini biliyoruz fakat bir kaç gün içinde buna ihtiyacın olacak." dedi adam, ellerini göğsünde kavuşturup selam verdi ve onun için hazırlanmış çadıra girdi.

Kelebek şok olmuş bir surat ifadesiyle adamın sözlerini anlamlandımaya çalıştı. Siyah. . .

Elini yumruk yapıp göğsünün üzerine koydu korkuyla ve tüm korkularının gerçek olmamasını diledi sessizce.

~ Rose

World of Warcraft Sountrack - Tauren Rest Area 1A, 1B, 2A, 2B, 3A, 3B

No comments: