Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Monday, November 23, 2009

Düş'ün Liderleri I : Kuzgunlardan Morrigan

Kelebek o sabah uyandığında hava gerçekten çok soğuktu. Sabahlığına sarınıp pencereye gittiğinde karın atıştırmaya başladığını gördü. Şömineye oda ısınsın diye bir kaç odun atıp külü eşeledi, oda uygun bir sıcaklığa geldiğinde ise giyinerek yeni güne hazırlandı. Aynanın önünde oturmuş saçlarını tarıyordu ki çok uzaklardan gelen bir zil sesi duydu. Durup dinlemeye başladı. Çok zaman geçmeden pencerede bir takırtı başladı. Merakla pencereye yaklaşıp perdeyi araladı.

Camı gagasıyla tıklatan bir kuzgundu bu. Pencereyi araladı Kelebek ve kuşu içeri aldı. Kuş, tüylerindeki karı silkip içeri sekti ve pervazdan halı zemine bir kadının ufak ayakları bastı.

"Leydi Kelebek, hanımım gelişini haber vermem için beni önden yolladı." dedi siyah örgü saçlı kadın hafifçe eğilip selam vererek. Beyaz hayvan kürklerinden yapılma bir cübbe giyiyordu ve saçlarına kuş tüyleri iliştirilmişti.

Kelebek hafifçe başını salladı ve kıza onu takip etmesini işaret ederek odadan çıktı. Kızı mutfağa, bir şeyler yemesi için bırakırken kaledeki herkese Kuzey Kenti'nin lideri Kuzgunlardan Morrigan'ın gelidiğini haber etti. Anlaşılan şölen davetiyesi ulaşmıştı.

Kuzey Kenti buzlar ve karlarla kaplı bir yerde kuruluydu. Beyaz geyikler, kutupayıları ve kuzgunlar o topraklara egemen hayvanlardı. Doğayla iç içe yaşayan, genellikle soğuk insanlardı burada yaşayanlar. Kürk işlemede beceriklilerdi. Gece ve dolunay vakitlerinde kendilerini rahat hissederlerdi. Leydi Morrigan'ın eğittiği öğrencileri şekil değiştiriciydi; kendi kanatlarına sahip değillerdi ve ne kuşlardan ne meleklerden geliyorlardı ama Kuzgun formuna geçip saatlerce uçarak yol alabiliyorlardı. Hepsinin hayvanlarla kusursuz bir iletişimi vardı.

Bir kaç saat içinde Morrigan'ın odası hazır edilmiş, kalenin en sıcak salonunda ise bir yemek masası konukla için donatılmıştı. Kelebek, bordo kadife pelerinine sarınmış, surların üzerinde kadının varmasını bekliyordu.

Çok geçmeden kuzgunların bağırışları yaklaştı, siyah bir duman gibi bir kuzgun sürüsü kalenin avlusuna doluştu ve karların üzerinden seke seke bir beyaz geyik kapılara yaklaştı. Üzerinde beyaz kükten yapılma pelerinlere sarılmış, bir elinde bir adam boyunda bir asa taşıyan, kuzgun saçlı bir kadın taşıyordu. Kapılar açıldı ve kadın içeri buyur edildi. Gülümseyerek geyikten indi kadın ve Kelebek'le selamlaştı.
"Hoşgeldiniz!" dedi Kelebek gülümseyerek.

"Teşekkür ederim." dedi Morrigan. 40-45 yaşlarını geçik bir kadındı bu. Ağaç'ın yarattığı günden beri o yaştaydı, kuzgun kanatlarına sahipti ve parlak şeylere karşı bir aç gözlülüğü vardı. Seyrek konuşan, biraz soğuk bir kadındı ama bakışlarından ve hareketlerinden az çok ne düşündüğü anlaşılabilirdi. Tıpkı vahşi doğada beraber yaşadıkları hayvanlar gibi, sadece bakışlarla anlaşmaya alışmıştı o.

Beraberce hazırlanan salona gittiler, masaya yerleştiler. Kuzgun sürüsü tek tek Morrigan'ın öğrencileri halini almış, eşyaları taşımış, odalara yerleşmiş ve resmi kıyafetlerini giymişti. Hepsi hazır bir biçimde iki liderin salonda masadaki yerlerini almalarını bekliyordu. Hepberaber oturdular ve yemek servis edilirken hafif bir müzik çalmaya başladı.

"Düş'de kar yağdığını ilk defa görüyorum." dedi Morrigan, gümüş kupayı elinde çevirerek. "Bundan mutluluk duydum, evimde hissettiriyor beni."

"Buna sevindim." diye cevapladı Kelebek. "Bir dostumun hediyesi bana."

"O zaman izninle ben de sana kendi hediyemi takdim etmek istiyorum." kadın, başıyla uzakta duran bir öğrencisine işaret etti. Ufak kız üstü kumaşlarla örtülü bir kafes getirip masanın üzerine bıraktı. Morrigan'dan onay alan Kelebek, merakla örtüleri kaldırdı; Bu, gümüş bir kafesti ve içindeki bir kutuda ufak oval bir yumurta vardı sımsıcak sarmalanmış.

"Safkan Kuzey Kenti kuzgunu yumurtasıdır bu." diye açıklama yaptı Morrigan. "Çok geçmeden çatlayacak. Sayıları gün geçtikçe azalıyor. Birinin daha güvende olacağını bilmek beni mutlu eder."

Kelebek gülümsedi yumurtaya bakarken. "Ona elimden gelen en iyi şekilde bakacağım."

Morrigan'ın buz gibi yüzü gülümsemeyle ısındı bir an. Gülümsediğinde gerçekten çok güzel oluyordu.

Bütün gün ve gece, Kelebek, Morrigan ve öğrencileri, şölen masasında sohbet ettiler ve eğlendiler. CamaeL bir süre onları ziyaret etti, ancak şölen hazırlıkları ve çıkan sorunlar onun çok fazla kalmasına izin vermedi. O gitmeden Morrigan, bir çift eldiven hediye etti ona da, en kaliteli işlerden biriydi.

Gecenin koyu karanlığında, mumlar birbir söndürülürken Kelebek odasına çekildi. Pencereden dışarı baktığında bir kuzgun sürüsünün kalenin etrafında uçtuğunu görebiliyordu.

~ Rose

Vas - Vernal Garden

No comments: