Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Sunday, November 29, 2009

Aesten'i Kaplayan Müzik

İşlemeli büyük kapılar ardına kadar açıldı. İsteyen herkes Ağaç'ın bulunduğu bahçeye buyur edildi; şölen bu büyük bahçede yapılacaktı. Dallardan periışıkları sarkıyor ve geceyi aydınlatıyordu; soğuk ışıklardı bunlar, etrafa zarar vermiyorlardı. Arada bir renk değişitiriyorlardı muzipçe, peri ismine yakışır bir biçimde. Sadece toprak bırakılmış bir alanda taşlardan bir çember yapılmıştı ve büyülü bir alev yanarak hem ışık hem sıcaklık sağlıyordu. Hoş, Ağaç'ın bu büyülü bahçesinde kışın soğuğundan eser yoktu.

Bahçenin çeşitli yerlerine büyük şölen masaları kurulmuştu. Etrafta bir görevli ordusu geziyor, masalardaki yiyecek ve içkileri kontrol ediyor, eksikleri tamamlıyordu. Ormanda cıvıldayan kuşların hepsi, şimdi bu iç bahçeye akın etmişti.

Düş halkının büyük bir çoğunluğu Ağaç'ın büyüklüğü karşısında ağzı açık kalmıştı. Ağaç'ı o güne kadar sadece 7 lider görmüştü; diğer herkes içinse Ağaç, bir hikayeden ibaretti. Şimdi herkes onun o muhteşemliğine tanık olmuş, mitlerin gerçek olduğunu anlamışlardı.

Herkesin toplandığına emin olduktan sonra, altı lider -Noctua, J.,Bülbül, Kwahu, Morrigan ve CamaeL- kendilerine özel silahları ellerinde kendileri için hazırlanmış masaya doğru yürüdüler. Ortada büyük bir koltuk ve iki yanında üçer koltuk olmak üzere uzun bir masa hazırlanmıştı liderlere. Hepsi yeni dikilmiş özenli giysilerinin hışırtısıyla, zırh giyenler ise tören zırhlarının tıkırtısıyla koltuklarına yerleştiler. En son Kelebek, kızıl bir alev gibi belirdi yeşilliğin ortasında. Kadife elbisesi parıl parıl parlıyor, hediye zırhı ateşin ışıklarını yansıtıyordu. Elinde uzun saplı, iki taraflı baltasını tutuyordu, diğer elinde ise kalın bir büyü kitabı vardı. Herkes bir sessizliğe gömülmüşken yavaşça masaya ilerledi. Koltuğuna yaklaştı ama oturmadı.

"Düş'ün liderleri, Komşularımızın elçileri ve diğer tüm davetliler, hoşgeldiniz!" dedi gülümseyerek. "Düş'deki güç dengesini bozup savaşa son vermek üzere gönderilişimin üzerinden yüzyıllar geçti. Hiçbir zaman Düş'ün gerçek liderlerinden biri olarak kabul görmedim. Bunu hep bir zayıflık olarak görmüştüm fakat bunun gerçek anlamını şimdi kavrıyorum;" kalabalık büyük bir sessizliğe gömüldü. "Düş'ü yönetmek için seçilen benim."

Herkesin şaşkın bakışlarını süzdü kadın bir bir. "Ben, Kan Cadısı Kelebek, Düş'deki hakimiyeti resmileştiriyorum. Ve bunu yaparke, Ağaç'ın onayını istiyorum."

Ağaç'ın yaprakları hışırdadı, dalları ise garip bir sesle gıcırdadı. Dallardan biri Kelebek'in üzerine eğildi çok uzun gibi gelen bir süre içinde ve dal geri kalktığında Kelebek, ellerinde kıpkırmızı bir elma tutuyordu.

"Ağaç'ın da onayıyla beraber, hakimiyetimin resmileştiğini ilan ediyorum!" Elmadan bir ısırık aldı; elma sulu ve tatlıydı ancak renksiz değildi akan su. Sanki Ağaç'ın kanı akıyordu dudaklarından. Gülümsedi, parmaklarıyla akan suyu silip emdi, ve Kwahu'ya başıyla bir onay işareti verdi.

Yalnız Kartal elini yana atıp hayvan derisinden yapılma bir davul çıkarıp hafif bir tempo tutturdu. Onun ritmine Morrigan'ın zilleri katıldı yavaşça. J. dudaklarına flütünü götürüp bir ezgi başlatırken, Noctua'nın akordeonundan hepsini toparlayan bir müzik çıktı. CamaeL yeni hediye edilmiş kemanı ile yayını buluşturdu ve en sonunda Bülbül, en tatlı sesiyle şarkısına başladı.

Düş'ün liderleri kutlama şarkısı ile şölene başlarken büyülü alevler dans etti, peri ısıkları renk değiştirdi. Dikkatli bakan gözler alvelerde Düş'ün yaratılışını ve takip eden tarihi anlatan simgeleri görebildi, diğerleri ise sadece müzikle kendini kaybetti.

Saatlerce devam eden şarkıyı tüm Aesten duydu; en kuzeydeki topraklardan en güneydeki buzullara kadar. En doğudan en batıya ulaştı müzik. Duyanlar bir an için gözlerini kapattıklarında kendilerini Düş'deki şölende, ateş başında bulduklar.

Bütün bunları gülümseyerek izleyen Kelebek sessizce koltuğuna oturdu ve elmayı geride hiçbir şey bırakmayana kadar yedi. Aldığı her ısırıkta ise damarlarına karışan gücü hissedebiliyordu.

~ Rose

Sirenia isimli grubu dinledim hep.

No comments: