Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Tuesday, September 08, 2009

Tılsım's Betrayal.

Geceyarısı, gökyüzü artık görünmez olmuştu. Sadece yakılan kamp ateşlerinin etrafı görünüyordu. Pek çok savaşçı onların etrafına toplanmış, birbirlerine sokulmuş, zaman geçiriyorlardı. Sessizdi, garip bir şekilde sanki sesler varolmuyordu. Karanlık havayı kendine çekiyor, yoğun bir depresif dalga sarmalıyordu tüm kaleyi.

CamaeL üzerinde açık mavi sabahlığıyla terasta, korkulukların üzerine tünemiş duruyordu. Tüm zamanını zırhın içinde geçirmekten bedeni morluklarla dolmuş, kasları ağırlık yüzünden ağrımaya başlamıştı. Kelebek muhtemelen odasında olmalıydı; kitap okuyor veya içiyordu herhalde.


Kapı çaldığını fark ettiğinde çok geçmemiş olmasını diledi. Süzülerek kapıya gidip açtı.


"Ah, sen miydin?" dedi CamaeL gülümseyerek ve siyah saçlı cadıyı içeri buyur etti.

Kadın hiçbir şey söylemeden içeri girdi, şöminenin önünde durdu. Şöminenin alevleri cadının bakışlarıyla yeşil renge büründü.


"Umm, bir sorun mu var?" dedi CamaeL, kadına bir kadeh şarap ikram ederken. Kadın kadehi alıp, şöminenin kenarına dayandı.

"Gidiyorum." dedi kısa ve net bir şekilde.

Kadehini dudaklarından ayıran Camy, şaşkınlıkla kadına baktı. "Ama. . . ? Neden?"


"Düş. . .hayaller. . . Normalde renkli bir yer olması gerek burası, asla gerçek olamayacak, ama herkesin için için gerçek olmasını istediği şeyler dolu."
dedi alaycı bir ses tonuyla.


"Burasının adı o yüzden Düş, ve hayallerin varlığı için savaşıyoruz, Tılsım." dedi Camy kaşlarını çatarak.

"Evet, hayalleri gerçekleştirmek için savaşıyoruz. . . Gerçekleştiremediğimiz için daha çok karanlığa saplandığımız hayaller."

"Hayal kuramazsan kendinden fazlası olamazsın." Camy ayağa kalkıp kadehi masanın üzerine bıraktı.


Tılsım sakince CamaeL'e yaklaştı. Camy hareket edemediğini fark etti; cadının gözlerine kilitlenmişti. Cadının bir eli kadehini tutarken, öbürü CamaeL'in boğazını kavradı.


"Ama hayallere dalarsan asla uyanamazsın küçük kız."
Gülümsedi. CamaeL nefes almakta zorlanıyordu.


"Onu rahat bırak!
"Kızıl bir karaltı ikisinin arasına girerek ayırdı; CamaeL yere, dizlerinin üzerine düşerken, cadı sadece bir iki adım geri atarak durdu. Bir şıngırtı duyuldu; elindeki kadeh ani bir hareketle yere düşmüştü. "Eğer gideceksen git!"


"Gideceğim."
dedi cadı gülümseyerek, alaycı bakışını sürdürerek. "Sizin yerinizde olsam savaşı terk ederdim." Kapıya yöneldi. Çıkmadan durdu, arkasını dönmeden "Sarışının kalıp kalmayacağını bilemem." dedi. Karanlığa karıştı.


"Ne yaptığını sanıyor bu?!"
diyerek burnundan soludu Kelebek.


"Beni yalnız bırak." dedi Camy, başını kaldırmadan.

"Ama...?"

"GİT!!" diye haykırdı Camy.

"P..peki." Kelebek şaşkınlıkla odadan çıktı. Camy'nin hıçkırıklarının geceye karıştığını duyabiliyordu.

~ Rose


Not: Tılsım savaşı terk etti.

No comments: