Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Friday, September 11, 2009

SEL


" You can't control the Nature, you can only learn how to live with it. "

Kaç gündür televizyonu açmamıştım, göz bile atmamıştım, akşam yemeğinde dizilere şöyle bir bakmak dışında. Bu sabah kahvaltıyla beraber haberleri izledik annemle. Kanım dondu resmen sel haberlerini görünce.


Bu sel Felaket değil, Afet değil.


Katliam.


Belediye başkanları falan demiş ki; "SPREY KULLANMAYIN!"


Evet, zaten benim kullandığım sprey yüzünden oldu sel. Çok yağdığından oldu. Kusura bakmasın kimse, o sel yüzyıllar önce de vardı, o zaman bir sorun oluyor muydu? Sen su akışının önünü kesersen, yolunu kapatırsan suyun, o da seni alır götürür, kendi yolunu yapar. Akıntı ile savaşamazsın.


"KOMŞUNUZDA YATIN!"


Sizin yüzünüzden insanlar komşularına güvenemez oldu be, ne komşuda yatması? Kapıyı çaldığında kapının arkasından nüfus bilgilerini, kütüğünü öğrenmeden , milyon kilidi zinciri açmaz oldu insanlar. Siz daha af çıkarın, 15000 suçluyu salın bakalım ne olacak.


"DIŞARI ÇIKMAYIN, TOPLU TAŞIM ARAÇLARINI KULLANIN!"


Ki toplu mezar yapasınız değil mi? Karar verin, eve kapanmayıp pazara mı çıkalım? Yoksa dışarı çıkıp toplu taşıma mı kullanalım? Zaten damla düşünce eve kapanmamız lazım, kar yağsın eve kapanmamız lazım, şu olsun eve kapan bu olsun eve kapan. Önlem almayalım pahalı, rant eden yerleri yerleşime açmazsak cebimizi dolduramayız, en iyisi eve tıkalım milleti. Dayayalım diziyi önlerine, Bihterle Behlül'ün sevişmesini izlerken unutur giderler nasıl olsa. Ya da merak etsinler bu sefer ne felaket olacak başka bir dizide.


Bir başkası da gitmiş, dere yatağında sel olacak diye ağaçları kesmiş. İyi halt etmiş. Sonra erozyondu toprak kaybıydı. Sen kes ağaçları daha kes, nasıl durduracaksın o seli. Nasıl engelleyeceksin. Merakla bekliyorum televizyon karşısında.


Bu kadar yağmur yeni değil.
Antalya'da hep oluyor öyle yağmurlar, geçen sene daha Boğaçayı köprüsünü yıkan sel felaketi oldu ne yani? Can kaybı 1, o da boğa çayının üstünde yanlış yerde yanlış zamanda olan, romantizm yaşamaya çalışmış biri. Diyeceksiniz Antalya'yla İstanbul'u bir mi tutuyorsun? Tutuyorum ne var? Dereyatağı varsa var, Yağmur çoksa o da var, sizin kar tatiliniz varken bizim yağmur tatilimiz olurdu o derece var. Ama ben hiç okumadım 30-40 kişi ölmüş?

Doğayı kontrol etmeye çalışamazsınız. Drenajı engelleyip engelleyip üstüne bina yaptıktan sonra, suya geçit vermeyip akışı engelledikten sonra gidip "Sprey kullanmayın!" diye başkalarını suçlayamazsınız! Suçunuzu kabul edin; O gün o boğulanlar siz olmalıydınız!


Doğayı kontrol edemezsiniz, öğrenin şunu artık egosu yüksek insanoğulları! Miladdan önce insanlar doğaya tapıyorduysa, saygı gösteriyorduysa bir sebebi var! Sen doğadan üstün değilsin!
Onun işine karışırsan, o da sana bedelini böyle ağır ödetir.

Ölen yakınlarına baş sağlığı.


~ Rose

3 comments:

Ragnor said...

mesele doğaya karşı savaşmak yada onu kontrol etmeye çalışmak değil buradaki. mesele şehircilikten nasip almamamış olmamız. merak ediyorum şu ülkede türkler tarafından kurulmuş tek şehir var mıdır? hepsi eski yerleşimler. bizden önceki insanların şehirleri üzerine yerleşmişiz. onu da kafamıza göre yapmışız.

günümüz belediye başkanlarıda sim city oynayan bir çocuktan çok daha az anladığı için şehircilik denen konudan hep böyle oluyor.

senelerce anlatırlar anlı şanlı tarihimizi vs. ya ulan o kadar yüzyıllık tarihte bir tane şehir kurduk mu acaba sıfırdan diye çok merak ediyorum ama içten içe biliyorum cevabı, kurmadık tabi. bizansın kurduğu istanbulda bu kadar dayanıyor işte ne yapsın o da...

CamaeL said...

Orası da var öyle tabi =)
şehir kurduk muuu, orta asya zamanında kurduk ilk yerleşim yerini.

Ankara'nın planlaması için bile alman planlamacı getirmişti Atatürk galiba.

Diabolic said...

Kaç sene önceki susuzluk olayında tatile çıkın diyen de, sel olursa üst komşunuzda yatın diyen de İ.'nin birisi işte. Kımıl zararlısı.