Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Sunday, May 10, 2009

The Clock is ticking.




Bir şeyler değişiyor. . .

CamaeL'de bir şeyler oluyor. . .

Kızkardeşler savaşa hazırlanıyor.

Sır perdesi, 1 Haziranda aralanıyor.

. . . .

Friday, May 08, 2009

Kelebek bir Fahişedir.


"Kelebek bir fahişedir! Kelebek bir fahişedir!! FAHİŞE!!"

"Sakin ol tatlım, bağırıp çağırmak eline bir şey geçirmeyecek, biliyorsun değil mi?" Sigarasından derin bir nefes çekti Kelebek. Uzun kızıl saçları hafif yağlanmıştı ve tutam tutam omuzlarından dökülüyordu. Üzerinde her zaman giydiği bordo tülden geceliği vardı. Tabi, bir şeyleri örtmek için giymediği apaçıktı.

"Şu giydiklerine bak! Sigara içiyorsun, alkol kokuyorsun! Önüne gelen herkese asılıyorsun. Fahişesin sen. Senden nefret ediyorum."


"Sakin olman gerektiğini bir daha mı söylemem gerek? Başımı ağrıtıyorsun miniğim."


"Akşamdan kalma olduğun için olmasın o sakın? Rezil sürtük!"

Küçük kız ne olduğunu anlayamadan kendini yerde, eliyle yanağını tutarken buldu. Yıldırım gibi bir hızla bir tokat patlatmıştı ona.


"Sen . . ne cesaretle. . . ?!"


"Sana bir şey söylediğimde beni dinlemelisin tatlım. Eğer nezaketle rica ettiğimde beni dinlemezsen zor kullanmaktan başka bir çarem kalmaz."


"Sen bana. . . vurdun. . . ne hakla?!"


Kelebek avucunu alnına bastırdı. "Mızmız velet! Mızırdanmaktan başka bir şey yapmıyorsun! Büyü artık! Sonsuza dek seni koruyamam!!"


"Böyle mi koruyorsun beni? Baca gibi sigara içerek? Buram buram alkol kokarak? Sabahları sallana sallana kimbilir kimin yatağında gelerek?!"


İkinci bir tokat patladı kızın yüzünde. Bu sefer Kelebek'in gözlerinde yaş vardı. "Sınırını zorluyorsun."

Kız kahkahalara boğuldu. "Gerçekleri suratına vurunca dayanamadın değil mi? Acı geldi hepsi!"


Kelebek hafifçe gülümsedi, ama hüzünlü bir gülümsemeydi bu. "Eğer ağlıyorsam değeimi bilmediğin içindir."


"Değer bilmek mi? Senin ne değerin var ki?"


"Bu kadar kolay unutabilmene şaşıyorum. Yazık. . . Senin için döktüğüm onca kan; kendimin ya da başkasının. Geceler boyu hastalandığında sana baktığım zamanlar. . . Boğazından sıcak bir çorba geçsin diye, onlar seni terk ettiğinde gerekirse hırsızlık yapacak kadar düşmem. . . Bir de senin kıymetin ne diyorsun bana. Biraz eğlenceyi çok görüyorsun bana!"

"Eğlence anlayışlarımız uyuşmuyor anlaşılan."


"Neden benden bu kadar nefret ediyorsun? Ben sadece senin iyiliğini istedim. . . Tüm bu yaralar. . . tüm bu kesikler. . . Kanatlarımı boyayan tüm bu kan. . . hepsi senin içindi!" Kesikler açılıyordu bedeninde, bileklerinde, boğazında, göğsünde. Kan yavaşça beyaz teninden akıyor, geceliğinde birikiyor, kumaşın tutamadığı damlalar yere akıyor, yerde ufak bir kan havuzu oluşturuyordu. "Tüm bunların hepsi senin içindi Camy! Hiç bir karşılık beklemediğim halde senindi! Beni anlaman, beni sevmen için ne yapmam gerek?! tıpkı onlar gibi çekip gitmem mi lazım?! söyle bana! SÖYLE!"
Kız hiçbir şey söylemedi. Kelebek sessizce arkasına geçti, belinden tuttu ve onu aynaya çevirdi. Kollarını iki yana açtı ve kulağına fısıldadı.

"Aynaya bak ve düşün Camy. Gerçekte kimsen bu kadar nefret ediyorsun?"


Kız gözlerini kırptı. Kelebek yoktu. Aynadaki yansıması ona bakıyordu, kız da ona. Uzun, yağdan tutam tutam olmuş saçları vardı ve bir gecelik giyiyordu. İki bileğinde bandajlar vardı, kanla ıslanmış.

" GerçEKteKimdenefRETediyorSuNCamY?"

. . .

~ Rose