Motto...

If you can't handle me at my worst, you don't deserve me at my best.

Thursday, April 30, 2009

Siyah

Masasında oturmuş, bardağındaki sıvıyı seyrediyorsu sessizce. Durgunlaşmıştı iyice. Hiçbir şey iyiye gitmiyor gibi görünüyordu. Dert üstüne dert biniyordu, Sammy hala uzaktaydı, ve dayanacak gücü neredeyse hiç kalmamıştı.

Bardaktaki kırmızı sıvıtı tek yudumda içtikten sonra, dar ağızlı yeşil şişeden bir kadeh daha koydu kendisine. Boğazı kesilmiş minik bir hayvan gibi idi bu şişe gözünde; kırmızı , hayat veren sıvı akıyordu ince boynundan. Benzetmesine güldü, iç çekti.

İşte o sırada, gölgelerden bir ses duydu.

"İyi misin?"

Beklediği en son kişiydi bu. Karanlıkların arasından, siyahlara bürünmüş, siyah biriydi bu. Tüm siyahlığıyla karanlıkta kayboluyor, ama yine de varlığını hissettiriyordu.

"İyiyim tabi. Nasıl olabilirim ki?" diye cevap verdi kız.

Siyah, sadece başını yana eğerek kızı süzdü ve konuştu.

"sadece, meraklandım bir an...
hayat bir "iyiyim"le özetlenmeyecek kadar karmaşık görünür çoğu zaman.
ama sıklıkla, huzuru ve mutluluğu, ulaşamayacak kadar uzaklara koyarız, ve bu uzun mesafeleri kompleks zaman dilimleri gibi yaşar, kendimizi boğarız.
eninde sonunda, insan yaşar, ama "iyi" olmak...
bilmiyorum.
sadece, dikkat et kendine, ve huzurlu olmaya çalış, olur mu?
çünki, basittir her şey..."

Kızın gözleri şaşkınlıkla açıldı. Bu nasıl olabilirdi? Bir yerden mi haberi olmuştu acaba? Ama. . . imkansızdı. Bunca zamandır konuşmuyorlardı ve dertlerini sadece günlüğüne anlatıyordu. . .

"İçine mi doğdu nedir, anlatsam defterler dolar, bir ucundan girer öbür ucundan çıkarım ama yine de derdim bitmez." diye cevapladı kız, aslında ortada bir soru olmadığı halde. Garipsiyordu. Bilemiyordu ama . . . yine garip bir biçimde iyi hissediyordu.

"aynaya karşı yap bunu, ve içine atınca ne derslerin, ne de insanların bir şey duymadığını unutma... kendinle değil, onlarla mücadele et, en önemlisiyse, hayatla mücadele etme...
okula gittiğin günleri öyle derinden özleyebilirsin ki...
hiç bilemezsin...
insanlarsa evet, "çevre", dogmatikliğiyle, deli eder bizim gibi "deli"leri...
rahat ol, onlar varlıkları ile seni farklı ve "güzel" kılıyorlar...
onlar olmasa, anlamın kalmayabilirdi (:
içime çok şey doğmakta, haklısın.
ama, doğan kadar içime batanlar da var...
sen, bunlara takılma, karnını doyur, sokaklarda yürüyüş yap arada, insanlara gülümse, merhaba de sokak lambalarına, sevdiğin, değerli insanlara karşı hissettiklerini söyle... gerisini, hayat halleder.
öperim alnından...
giderim."

Kız ağzını araladı bir şey söylemek için; belki bir şaşkınlık ifadesi, belki bir teşekkür, belki de bir sevgi sözcüğü.

Ama o ağzını açamadan, Siyah, yok olmuştu.

Kız gülümsedi, masadan kalktı ve perseyi araladı. Odasını havalandırmalıydı. Aynadaki Kız'ı ziyaret etmeyeli biraz zaman geçmişti sanki bir de. Yapılacak çok iş vardı.

"Bahar temizliği." dedi gülerek.

~ Rose

Not. Bu yazı Siyah için. Teşekkür ederim.

No comments: